İçeriğe geç
AC

Zamanaşımı Savunması ve Tazminat Hesabı: Kesilme Anını İspat Etmek

7 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 77 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan alacaklarda dosyanın kaderi çoğu zaman iki sorudan birine bağlanır: talep hâlâ ileri sürülebilir mi, ve ne kadar? Bu iki soru birbirinden bağımsız değildir; zamanaşımı tartışması, tazminat hesabının hangi dönemi kapsayacağını da belirler. Bu rehber, TBK ve HMK çerçevesinde bu ikilinin birlikte yönetilmesini ele alır.

İki Farklı Kurum, İki Farklı Sonuç

Zamanaşımı ile hak düşürücü süre sıkça karıştırılır. Zamanaşımı bir savunmadır: ileri sürülmezse mahkeme kendiliğinden dikkate almaz ve borç eksik borç olarak varlığını sürdürür. Hak düşürücü süre ise hakkın kendisini sona erdirir ve resen gözetilir. Bu ayrım, dava stratejisini doğrudan değiştirir; karşı tarafın hangi kurumu ileri sürdüğü, cevabınızın nasıl kurulacağını belirler.

Kesilme ve Durmanın İspatı

Zamanaşımının kesildiğini ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür. Uygulamada en çok işe yarayan belgeler şunlardır:

  • Borçlunun borcu kabul ettiğini gösteren yazışma veya kısmi ödeme dekontu.
  • Cari hesap mutabakatı ve imzalı bakiye bildirimi.
  • İcra takibi ve tebliğ evrakı.
  • Faiz ödemesi ya da teminat verilmesine ilişkin kayıtlar.

Kısmi ödemenin hangi alacağa mahsuben yapıldığının açık yazılmaması, sonradan hem miktar hem zamanaşımı tartışması doğurur. Ödeme yaparken açıklama alanına alacağın konusunu yazmak, ileride ciddi bir ispat kolaylığı sağlar.

Tazminat Kalemlerini Hesaplanabilir Yazmak

Talep, kalem kalem ve dayanağıyla birlikte kurulmalıdır: asıl alacak, gecikme faizi ve başlangıç tarihi, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart, varsa yoksun kalınan kâr. Her kalemin yanına dayandığı belge yazıldığında, bilirkişi incelemesi de hesap tartışması da kısalır. Tüketici sıfatının bulunduğu ilişkilerde TKHK kapsamındaki koruyucu hükümler ayrıca değerlendirilmelidir, çünkü aleyhe kararlaştırılan bazı şartlar bağlayıcı olmayabilir.

Kısmi Dava, Islah ve Zaman

Alacağın tamamı baştan belirlenemiyorsa dava türünün doğru seçilmesi kritiktir. Yanlış tür seçimi, sonradan artırılan kısım bakımından zamanaşımı itirazına açık bir alan bırakır. Bu nedenle dava açılmadan önce şu üçlü birlikte kararlaştırılmalıdır: talep edilecek tutar, dava türü ve faiz başlangıcı.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Sözleşme tipi, tarafların sıfatı ve alacağın niteliği uygulanacak süreyi değiştirir; ihtarname göndermeden veya dava açmadan önce süre analizinin yapılması, telafisi olmayan kayıpları önler.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla