İçeriğe geç
AC

İş Kazası ve Kıdem Alacağında Yetkili Mahkeme ile Arabuluculuk Ayrımı

28 Mart 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2 dk okuma 72 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Bir iş kazasının ardından açılacak dosyalar tek bir usule tabi değildir. Aynı olaydan doğan maddi-manevi tazminat talebi ile kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacakları farklı ön şartlara bağlıdır. Bu ayrım gözden kaçırıldığında dava usulden reddedilir ya da gereksiz yere arabuluculuk sürecinde zaman kaybedilir.

Aynı Olay, İki Ayrı Usul

7036 sayılı Kanun kapsamında işçilik alacağı ve işe iade talepleri bakımından arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. Buna karşılık iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları bu şartın dışında tutulmuştur. Dolayısıyla kaza sonrası tazminat davası doğrudan açılabilirken, kıdem ve fazla çalışma alacakları için önce arabuluculuk aşamasının tamamlanması gerekir. İki talebin tek dilekçede birleştirilmesi, ön şart yönünden karışıklık yaratabilir.

Yetki: İşin Yapıldığı Yer mi, İşveren Merkezi mi?

İş mahkemelerinde yetki, davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri ile işin yapıldığı yer mahkemesi olarak belirlenmiştir. Şantiye, mağaza veya şube esasıyla çalışan işyerlerinde işçinin fiilen çalıştığı yer belirleyici olabilir. Bu yetki kuralına aykırı sözleşme hükümleri geçersiz sayıldığından, iş sözleşmesindeki yetki kaydına dayanılarak yapılan tercih dosyayı zayıflatır.

Kuruma Karşı Talepte Ön Başvuru Şartı

  • SGK’ya karşı açılacak davalarda, dava açılmadan önce Kuruma başvuru yapılmış olması aranır.
  • Sürekli iş göremezlik oranına veya olayın iş kazası sayılmamasına ilişkin işlemler bu kapsamda değerlendirilir.
  • Kurumun başvuruya cevap vermemesi hâlinde de dava yolu açılır; başvuru tarihini gösteren kayıt saklanmalıdır.
  • 5510 ve 6331 sayılı Kanunlar kapsamındaki bildirim ve önlem yükümlülüklerine ilişkin kayıtlar dosyanın esasını doğrudan etkiler.

Ceza Dosyasıyla İlişki

Kaza nedeniyle yürütülen ceza soruşturması ile hukuk davası birbirinden bağımsızdır. Ceza dosyasındaki bilirkişi raporu, olay yeri incelemesi ve tanık beyanları hukuk dosyasına delil olarak sunulabilir; ancak kusur oranı hukuk hâkimince yeniden değerlendirilir. Ceza dosyasının beklenmesi talebi, gecikmeye yol açabileceğinden gerekçelendirilerek ileri sürülmelidir.

Kıdem Hesabında Belirleyici Veriler

Hesabın tartışmasız kurulabilmesi için giriş-çıkış tarihleri, hizmet dökümü, ücret bordroları, banka ödeme kayıtları, yol ve yemek gibi sosyal yardımların süreklilik gösterip göstermediği ve varsa asıl işveren-alt işveren ilişkisi belgelenmelidir. Fesih türü ve fesih bildiriminin tarihi, hem tazminat hakkını hem zamanaşımı hesabını etkilediğinden ayrıca gösterilmelidir. 4857 sayılı Kanun kapsamındaki bildirim usullerine uyulup uyulmadığı da bu aşamada incelenir.

İş uyuşmazlıklarında talep türü ile usul kapısı birbirine bağlıdır; hangi talebin hangi yoldan ve hangi mahkemede ileri sürüleceğinin dosya özelinde planlanması yararlı olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla