İçeriğe geç
AC

Mobbing ve Fazla Mesai Taleplerinde İş Mahkemesi, Arabuluculuk Şartı ve Kesin Yetki

28 Mart 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2 dk okuma 70 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Mobbing iddiası ve fazla mesai alacağı çoğu zaman aynı dosyada birlikte ileri sürülür; ancak bu iki talebin izlediği usul yolu her zaman aynı değildir. Dosyayı doğru mahkemeye taşımak kadar, mahkemeye gelmeden önce tamamlanması gereken basamağı atlamamak da belirleyicidir. Bu rehber, iş uyuşmazlıklarında merci ve basamak sırasını konu alıyor.

Mobbing iddiası kaç ayrı kanaldan yürüyebilir?

Aynı davranış birden fazla hukuki sonuç doğurabilir. İşçi, çalışma koşullarının ağırlaştırılması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip 4857 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarını iş mahkemesinde talep edebilir. Kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat da aynı mahkemede istenir. Davranış aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa Cumhuriyet başsavcılığına şikâyet ayrı bir yoldur. İş sağlığı ve güvenliği boyutu bulunan durumlarda 6331 sayılı Kanun kapsamındaki idari denetim mekanizması da devrededir. Bu kanallar birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır ve süreleri ayrı işler.

Arabuluculuk basamağı atlanırsa dava esasa girilmeden reddedilir

7036 sayılı Kanun, işçi ile işveren arasındaki alacak ve tazminat talepleri bakımından arabulucuya başvuruyu dava şartı olarak düzenler. Bu basamak tamamlanmadan açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilir. Kanun, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerini bu şartın dışında tutmuştur. Mobbing kaynaklı manevi tazminat talebinin hangi kategoride değerlendirileceği somut olayın oluşuna göre tartışılabildiğinden, ihtiyatlı yaklaşım son tutanağın alacak kalemlerini eksiksiz kapsayacak biçimde düzenlenmesidir.

Son tutanağın içeriği dava dilekçesini sınırlar

  • Arabuluculuk başvurusunda talep edilen alacak kalemleri tek tek sayılmalıdır.
  • Anlaşmazlıkla sonuçlanan tutanakta hangi kalemlerin görüşüldüğü açıkça görünmelidir.
  • Tutanakta yer almayan bir kalem için ayrıca başvuru gerekebilir.
  • Kısmi anlaşma hâlinde anlaşılan kalemler yönünden dava açılamaz.

Yetki kesindir ve sözleşmeyle değiştirilemez

7036 sayılı Kanun, iş mahkemelerinde yetkiyi davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri ile işin yapıldığı yer mahkemesine bağlar ve buna aykırı yetki sözleşmelerini geçersiz sayar. Bu, iş sözleşmesine konulan merkez adresine yetki tanıyan maddelerin sonuç doğurmayacağı anlamına gelir. Zincir işletmelerde işin fiilen görüldüğü şube adresi belirleyici olduğundan, bordro ve giriş kayıtlarının hangi işyerini gösterdiği yetki tartışmasında öne çıkar.

Fazla mesai ispatı merci seçiminden bağımsız değildir

Fazla çalışma iddiasında yazılı delil bulunmadığında tanık beyanına başvurulur; tanıkların bulunduğu yer ile işin görüldüğü yer genellikle örtüşür. Puantaj, giriş çıkış kayıtları ve ücret bordroları işverende bulunduğundan, dilekçede bu kayıtların celbi talep edilmelidir. Bordroda fazla mesai tahakkuku varsa ve bordro itirazsız imzalanmışsa ispat rejimi değişebilir; bu nedenle dava açılmadan önce bordroların yıl yıl incelenmesi gerekir.

Bu içerik genel bilgilendirme sunar ve her iş ilişkisine doğrudan uyarlanamaz. Fesih tarihi, zamanaşımı ve arabuluculuk tutanağının kapsamı talep haklarınızı etkileyeceğinden, süre kaybetmeden bir avukatla dosyanızı gözden geçirmeniz önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla