Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında dosyanın kaderini belirleyen iki unsur vardır: talebin kime yöneltildiği ve iddianın hangi delillerle desteklendiği. 5510 ve 4857 sayılı Kanunlar maddi çerçeveyi, 7036 sayılı Kanun ise usulü belirler. Bu üçlü doğru okunmadığında, haklı bir talep dahi görevli olmayan mercide ya da yetersiz delille sonuçsuz kalır.
Uyuşmazlık Kuruma mı, İşverene mi Yöneliyor?
Sigortalılık başlangıcının tespiti, eksik gün bildirimi, prime esas kazancın düzeltilmesi gibi talepler doğrudan Kurum'u ilgilendirir ve iş mahkemesinde görülür. Bu davalarda Kurum'un taraf olarak gösterilmesi zorunludur; yalnızca işverene karşı açılan dava eksik husumetle karşılaşır. Buna karşılık kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ve yıllık izin alacakları işveren ile işçi arasındaki ilişkiden doğar ve farklı bir ispat düzenine tabidir. Aynı dilekçede birleştirilen bu iki tür talep, çoğu zaman ayrılmak durumunda kalır.
Hizmet Tespitinde İspatın Ağırlığı
Hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin kabul edildiğinden, mahkeme resen araştırma yapar ve tarafların delil bildirmesiyle yetinmez. Bu davalarda dosyayı taşıyan deliller şunlardır:
- İşyeri sicil kayıtları, ücret bordroları ve işe giriş bildirgeleri
- Aynı dönemde aynı işyerinde kayıtlı çalışanların ve komşu işyeri çalışanlarının tanıklığı
- Kurum müfettiş raporları ve denetim tutanakları
- Banka üzerinden yapılan ücret ödemeleri ve düzenli havale kayıtları
- İşyerinin faaliyet gösterdiği dönemi belgeleyen vergi ve ticaret sicili kayıtları
Sadece tanık beyanına dayanan iddialar genellikle yeterli görülmez; tanıklığın kayıtla desteklenmesi beklenir.
Arabuluculuk Bu Dosyalarda Nerede Duruyor
İş hukukundan kaynaklanan alacak ve işe iade talepleri için arabuluculuk dava şartıdır. Ancak Kurum'a yöneltilen sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında durum farklıdır; hizmet tespiti gibi kamu düzenine ilişkin taleplerde bu şart aranmaz. İkisini birbirine karıştırmak iki yönlü risk doğurur: gereksiz arabuluculuk süreciyle zaman kaybedilir ya da gerekli olduğu hâlde atlandığı için dava usulden reddedilir.
Kuruma İtiraz Aşaması Atlanırsa
Kurum tarafından tesis edilen bazı işlemlerde, yargıya gitmeden önce Kurum bünyesindeki itiraz yolunun tüketilmesi gerekir. Özellikle prim borcu ve idari para cezası bildirimlerinde, tebliğden itibaren işleyen kısa süre içinde yapılacak itiraz atlandığında işlem kesinleşir ve tahsil aşamasına geçilir. Bu aşamadan sonra açılan dava, işlemin esasına girmeyi güçleştirir. Bu nedenle Kurum'dan gelen her yazının tebliğ tarihi ayrı bir çizelgeye kaydedilmelidir.
Delil Toplamada Sıralama
- Kurum'dan sigortalı hizmet dökümü ve işyeri kayıtları talep edilir.
- Çalışılan dönem, işyeri unvan değişiklikleriyle birlikte kronolojik olarak çıkarılır.
- Tanıklar, aynı dönemde kayıtlı olma ölçütüne göre seçilir.
- Ücret ödemelerine ilişkin banka kayıtları dönem dönem ayrıştırılır.
- İşverenin faaliyetine ilişkin resmî kayıtlar dosyaya eklenir.
Bu açıklamalar genel niteliktedir. Çalışma ilişkisinin biçimi, işyerinin durumu ve Kurum kayıtlarının içeriği sonucu doğrudan etkileyeceğinden, dava öncesinde dosyanın bir hukukçu ile birlikte incelenmesi tavsiye edilir.