İçeriğe geç
AC

İşçilik Alacaklarında Bir Aylık Süre: Hangi Mahkeme, Hangi Yetki Kuralı

29 Mart 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 3 dk okuma 70 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

İşçilik alacağı dosyalarında en çok tartışılan konu hesaplama olsa da, hak kaybının büyük bölümü hesaptan önceki basamakta doğar: sürenin yanlış okunması ve dilekçenin yanlış mahkemeye verilmesi. Bu yazı, bir aylık süre kavramının hangi talepler için geçerli olduğunu ve iş mahkemelerinde yetkinin nasıl kurulduğunu somutlaştırmayı amaçlar.

Bir Aylık Süre Hangi Talebe Ait

Bir aylık süre, tüm işçilik alacakları için geçerli genel bir süre değildir. 4857 ve 7036 sistematiğinde bu süre, fesih bildirimine karşı işe iade talebiyle arabulucuya başvurulmasına ilişkindir ve niteliği itibarıyla hak düşürücüdür. Kıdem, ihbar, fazla çalışma, yıllık izin ücreti gibi kalemler ise zamanaşımı rejimine tabidir. İki rejimin karıştırılması, işe iade hakkı düşmüş bir dosyada alacak davasının hâlâ mümkün olduğunun fark edilmemesine ya da tersine, alacak talebi için bir ay geçti sanılarak dosyanın hiç açılmamasına yol açar.

Arabuluculuk anlaşmama tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren işleyen kısa dava açma süresi de ayrıca takip edilmelidir; bu süre, başvuru için geçerli olan süreden bağımsız işler.

Görev ve Yargı Yolu Ayrımı

Bireysel iş sözleşmesinden doğan alacaklar iş mahkemesinde görülür. Ancak aynı çalışma ilişkisinden doğan bazı talepler farklı kapıya gider: hizmet tespiti ve prim uyuşmazlıkları 5510 çerçevesinde Kurumun taraf olduğu davalara, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine dayalı idari para cezaları ise itiraz merciine yönelir. Alacak dosyasına bunların eklenmesi, dosyanın tamamının gecikmesine neden olabilir.

Yetki: Sözleşmedeki Kayıt Bağlayıcı mı

Yetki, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer üzerinden kurulur. İş sözleşmelerine konulan ve işçiyi tek bir yer mahkemesine bağlayan kayıtlar bu alanda sonuç doğurmaz. Şantiye, şube veya proje bazlı çalışmalarda işin fiilen yapıldığı yerin belgelenmesi, yetki itirazına karşı en güçlü savunmadır: bordro, giriş kartı kayıtları, servis listeleri ve yazışmalar bu amaçla saklanmalıdır.

Usul Hatalarının Sık Görülen Kalıpları

  • Arabuluculuk başvurusunun işverenin eski unvanına veya devredilen tüzel kişiliğe yapılması
  • İşe iade talebiyle alacak taleplerinin tek dilekçede toplanıp süre rejimlerinin karıştırılması
  • Son tutanağın aslı veya onaylı sureti eklenmeden dava açılması
  • Belirsiz alacak ve kısmi dava tercihinin gerekçesiz yapılması, ıslah aşamasında zamanaşımı def i ile karşılaşılması
  • Yetki itirazı üzerine verilen kararın kesinleşmesi beklenirken dosyanın yeni mahkemeye gönderilmesi için tanınan sürenin kaçırılması

Takvim Kurma Yöntemi

  1. Fesih bildiriminin tebliğ tarihi belge üzerinden tespit edilir, sözlü fesihte ilk somut tarih delillendirilir.
  2. İşe iade yolu kullanılacaksa bir aylık başvuru penceresi takvime son gün değil, son günden birkaç gün önceye alarak işaretlenir.
  3. Alacak kalemleri için zamanaşımı başlangıçları kalem kalem ayrı satıra yazılır.
  4. Arabuluculuk süreci boyunca oturum ve tutanak tarihleri aynı tabloda tutulur.
  5. Dava dilekçesi öncesinde yetki gerekçesi ve dayandığı belgeler ekler listesine işlenir.

Bu metin bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve her dosyanın fesih biçimi, çalışma düzeni ve belge durumu farklı sonuç doğurabilir. Süre hesabınızı kesinleştirmeden önce bir hukukçudan görüş almanız önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla