İşçilik alacağı dosyalarında tartışmanın merkezinde rakam vardır; ancak o rakama ulaşabilmek için önce iki usul eşiğinin doğru geçilmesi gerekir. Bunlardan biri dava şartı arabuluculuk, diğeri iş mahkemelerine özgü kesin yetki kuralıdır. Her ikisi de esasa girilmeden dosyayı geri döndürebilecek güçtedir.
Kıdem hesabı davadan önce nerede tartışılır?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ile tazminat taleplerinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu aşama yalnızca bir formalite değildir: tarafların hesap tabloları ilk kez burada karşılaşır. Arabuluculukta yapılan anlaşma, konusu bakımından bağlayıcı olduğundan; hangi alacak kalemlerinin kapsandığı, hangilerinin saklı tutulduğu tutanakta açık yazılmalıdır. "Tüm haklarımdan feragat ettim" ifadesinin kapsamı, sonradan açılacak davanın önünü tamamen kesebilir.
İki haftalık pencereyi kaçırmamak
Arabuluculuk faaliyeti anlaşmazlıkla sonuçlandığında, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır. Bu süre geçtikten sonra dava açılabilmesi için arabuluculuk sürecinin yeniden işletilmesi gerekir. Son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dilekçesine eklenmemesi ise ayrı bir eksiklik doğurur; verilen kesin süre içinde tamamlanmazsa dava usulden reddedilir.
İş mahkemelerinde kesin yetki
İş mahkemelerinde yetki, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesine aittir. Bu yetki kesindir; taraflar aksini kararlaştıramaz, yetki sözleşmesi yapılamaz. Şantiyede çalışan bir işçi bakımından işin yapıldığı yer ile şirket merkezinin farklı illerde olması sık rastlanan bir durumdur ve seçim davacıya aittir. Buna karşılık, bu iki seçenek dışındaki bir yerde açılan dava, karşı taraf itiraz etmese dahi yetkisizlikle sonuçlanır.
Hesabın unsurları: giydirilmiş ücret
Kıdem tazminatı hesabı, çıplak ücret üzerinden değil; işçiye sağlanan süreklilik arz eden para ve para ile ölçülebilen menfaatlerin eklenmesiyle bulunan giydirilmiş ücret üzerinden yapılır. Uygulamada aşağıdaki kalemlerin belgelenmesi hesabı doğrudan etkiler:
- Yol ve yemek yardımı; ayni sağlanıyorsa aylık karşılığının tespiti.
- Düzenli ödenen ikramiye ve primler.
- Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil çalışmalarına ilişkin kayıtlar.
- Yıllık izin kullanımını gösteren imzalı izin defteri.
- Ücretin banka yerine elden ödenen kısmı varsa bunu destekleyen kayıtlar.
Zamanaşımı ve bilirkişi raporuna itiraz
Kıdem ve ihbar tazminatı gibi kalemler için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür; ücret ve fazla çalışma alacakları ise farklı bir süreye tabidir. Bu nedenle fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki mesafe, hangi kalemlerin talep edilebileceğini belirler. Yargılamada hesap bilirkişisi raporu geldiğinde, itiraz için verilen süre içinde ve kalem kalem gerekçelendirilerek karşı çıkılmalıdır; genel ifadelerle yapılan itirazlar rapora bağlı hükmü değiştirmez. 5510 sayılı Kanun kapsamındaki hizmet kayıtları ile 6331 sayılı Kanun kapsamındaki kayıtlar da çalışma süresinin ispatında tamamlayıcı belge işlevi görür.
Bu açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır. Fesih biçimi, çalışma düzeni ve belge durumu hem hesabı hem izlenecek usulü değiştirdiğinden, arabuluculuk görüşmesine gitmeden önce hukuki değerlendirme alınması sonucu etkiler.