İçeriğe geç
AC

İşçilik Alacaklarında İspat Yükü Kimde? Yetkili İş Mahkemesi ve Belge Düzeni

2 Haziran 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2 dk okuma 67 görüntülenme Son güncelleme: 9 Ağustos 2026

İş hukuku uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen şey çoğu zaman hukuki tartışma değil, kimin neyi ispat etmesi gerektiğidir. 4857 sayılı İş Kanunu maddi çerçeveyi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ise usulü kurar. Bu ikisi birlikte okunmadığında, haklı bir talep usul nedeniyle sonuçsuz kalabilir.

Önce arabuluculuk, sonra dava

İşçi veya işveren alacağı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri ise bu şartın dışında tutulmuştur. Arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmemesi, davanın usulden reddine yol açar. Bu nedenle son tutanağın içeriği ve tarafların doğru gösterilip gösterilmediği baştan kontrol edilmelidir.

Yetkili mahkeme sözleşmeyle değiştirilemez

7036 sayılı Kanun, iş mahkemelerinde yetkiyi davalının yerleşim yeri ile işin yapıldığı yere bağlamış ve buna aykırı yetki sözleşmelerini geçersiz saymıştır. İş sözleşmesine konulan "uyuşmazlıklarda şu ilin mahkemeleri yetkilidir" kaydı, işçi aleyhine sonuç doğuracak biçimde uygulanamaz. Şantiye, şube veya uzaktan çalışma hâllerinde işin fiilen yapıldığı yerin belgelenmesi önem kazanır.

İspat yükünün dağılımı

  • Ücretin ödendiğini ispat yükü kural olarak işverendedir; banka kaydı bulunmayan ödemeler tartışmalı hâle gelir.
  • Yıllık ücretli iznin kullandırıldığını, imzalı izin defteri veya eşdeğer belgeyle işveren gösterir.
  • Fazla çalışma iddiasını kural olarak işçi ispatlar; ancak işyerinde tutulan kayıtlar varsa bunlar esas alınır.
  • Feshin geçerli veya haklı sebebe dayandığını ispat yükü işverendedir.
  • 5510 sayılı Kanun kapsamındaki hizmet süresi tartışmalarında kurum kayıtları ile fiilî durum karşılaştırılır.

Delil eksikliğinin en yaygın biçimi

Uygulamada işçi tarafının en çok zorlandığı nokta, çalışma düzenini gösteren somut kayıtların elinde bulunmamasıdır. Giriş-çıkış kartı verileri, vardiya çizelgeleri, servis listeleri ve iş yeri iç yazışmaları işveren elindedir. Bu belgelerin dava dilekçesinde açıkça ve ayrı ayrı istenmesi, sonradan "delil bildirilmedi" tartışmasının önüne geçer. Tanık deliline dayanılacaksa, tanıkların çalışma dönemlerinin davacınınkiyle örtüşmesi gerekir.

İş sağlığı ve güvenliği katmanı

6331 sayılı Kanun kapsamındaki eğitim kayıtları, risk değerlendirme raporları ve kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları, iş kazası dosyalarında kusur dağılımını doğrudan etkiler. Bu belgelerin olay tarihinden önce düzenlenmiş olması ayrıca denetlenir.

Bu rehber genel bilgilendirme niteliğindedir. Çalışma biçimi, fesih sebebi ve dosyadaki kayıt durumu sonucu değiştirebileceğinden, talepler oluşturulmadan önce belgelerin bir hukukçu tarafından incelenmesi tavsiye edilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla