İçeriğe geç
AC

İşçilik Alacaklarında Arabulucudan Mahkemeye: Kıdem Hesabı ve Yetki Sorunu

19 Haziran 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2 dk okuma 88 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

İş ilişkisi sona erdiğinde gündeme gelen alacakların hepsi aynı yoldan yürümez. Kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti farklı ispat kurallarına, kurum işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar ise farklı bir başvuru zincirine tabidir. Bu farklar gözetilmediğinde hesabı doğru yapılmış bir alacak dahi usul nedeniyle geri döner.

Dava Şartı Arabuluculuk

7036 sayılı Kanun uyarınca işçilik alacaklarına ilişkin taleplerde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu adım atlanırsa dava esasa girilmeden reddedilir. Başvurunun yetkili arabuluculuk bürosuna yapılması da ayrıca önemlidir; karşı taraf yetki itirazında bulunduğunda süreç baştan kurulmak zorunda kalabilir. İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri ise bu kural bakımından ayrı değerlendirilir.

Yetkili Mahkeme ve Değiştirilemezliği

İş uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme, davalı işverenin yerleşim yeri ile işin yapıldığı yer mahkemesidir. Bu yetki kuralı korumacı niteliktedir; sözleşmeye konulan aksi yöndeki kayıtlar geçerli sayılmaz. İşçilerin sıklıkla karşılaştığı durum, iş sözleşmesinde merkez ilin mahkemelerinin gösterilmesidir. Böyle bir kayda güvenerek fiilen çalışılan yerdeki mahkemeden vazgeçmek gereksiz masraf ve gecikme doğurur.

Sosyal Güvenlik Boyutunda Farklı Kapı

  • 5510 sayılı Kanun kapsamındaki hizmet tespiti ve prim uyuşmazlıkları iş mahkemesinin görev alanındadır; idari yargıya başvurulması sonuç vermez.
  • Kuruma karşı açılacak davalarda önce Kuruma başvuru yapılmış olması aranır.
  • Hizmet tespiti davalarında Kurumun davaya dâhil edilmesi gerekir.
  • 6331 sayılı Kanun kapsamındaki iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri hem tazminat hem idari yaptırım boyutuyla ayrı dosyalar doğurabilir.

Kıdem Hesabını Savunulabilir Kılmak

Kıdem tazminatı hesabı, giydirilmiş brüt ücretin doğru belirlenmesine dayanır. Yol, yemek, ikramiye ve düzenli ödenen primlerin hesaba dâhil edilip edilmeyeceği tartışması dosyanın büyük bölümünü oluşturur. 4857 sayılı Kanun çerçevesinde fesih nedeninin ne olduğu da belirleyicidir; haklı nedenle fesih iddiası ileri sürülüyorsa feshin dayandığı olayın tarihi ve bildirim biçimi ayrıca gösterilmelidir. Banka kayıtları ile bordroların uyuşmadığı noktalar dava dilekçesinde önceden açıklanmadığında, bilirkişi aşamasında aleyhe yorumlanabilir.

Bu açıklamalar genel bilgi amacı taşır. Fesih biçimi, çalışma süresi ve ücret yapısı her dosyada farklı sonuç doğurduğundan, arabuluculuk başvurusundan önce alacak kalemlerinin bir hukukçuyla birlikte çıkarılması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla