İş sözleşmesi feshedildiğinde çalışanın önünde birbirinden bağımsız iki takvim başlar. Birincisi işe iade takvimidir ve son derece kısadır; ikincisi fazla mesai gibi ücret alacaklarına ilişkin takvimdir ve daha uzundur. Bu iki takvimin birbirine karıştırılması, uygulamada en sık karşılaşılan hak kaybı sebebidir.
İşe İadede Zincirin İlk Halkası: Arabuluculuk
4857 sayılı Kanun uyarınca iş güvencesi kapsamındaki işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır. 7036 sayılı Kanun bu başvuruyu dava şartı olarak düzenler. Anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir. Bu iki süre birbirinden bağımsızdır; arabuluculuğa zamanında başvurulmuş olması, ikinci sürenin kaçırılmasını telafi etmez.
Fazla Mesainin İspatı Fesihten Önce Hazırlanır
Fazla çalışma alacağında tartışma, çoğu zaman çalışmanın yapılıp yapılmadığı üzerinedir. İşveren kayıtlarına erişimi bulunmayan işçi için şu kaynaklar önem taşır:
- Giriş çıkış kayıtları, turnike ve kart okuma verileri
- Vardiya çizelgeleri ve mesai onay yazışmaları
- Aynı dönemde çalışmış tanıkların beyanları
- Kurumsal e-posta ve mesajlaşma kayıtlarındaki saat bilgileri
- Banka hesabına yatan ödemelerdeki düzensiz farklar
Bordroda fazla mesai tahakkuku bulunuyor ve bordro imzalanmışsa, aynı döneme ilişkin talep bakımından ayrı bir tartışma doğar; bu ayrımın baştan görülmesi gerekir.
Süre Yapısını Ayrı Ayrı Kurmak
Ücret niteliğindeki alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre alacağın doğduğu tarihten işler. İşe iade ise haftalarla ölçülür. Bu nedenle fesih anında yapılacak ilk iş, iki ayrı takvim çizmektir: biri işe iade için gün gün, diğeri alacaklar için yıl bazında. Ayrıca işe iade davası kazanıldığında işçinin süresi içinde işverene başvurma yükümlülüğü bulunduğu, bu adımın atlanmasının kararı sonuçsuz bırakacağı unutulmamalıdır.
Sosyal Güvenlik Boyutunun İhmal Edilmemesi
Fazla çalışmanın kayıt dışı yürütülmesi, aynı zamanda prime esas kazancın eksik bildirilmesi anlamına gelir. Bu yön 5510 sayılı Kanun kapsamında ayrı bir başvuru konusudur ve iş mahkemesindeki alacak davasından bağımsız yürütülebilir. Çalışma koşullarının sağlığa etkisi söz konusuysa 6331 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklere aykırılık da ayrıca değerlendirilir.
Karşı Tarafın Savunmasını Öngörmek
İşveren tarafında en sık başvurulan savunmalar, işçinin iş güvencesi kapsamında olmadığı, feshin geçerli sebebe dayandığı, alacakların ibraname ile sona erdiği ve fazla çalışmanın ücrete dâhil kararlaştırıldığıdır. Dilekçenin bu savunmaları önceden karşılayacak biçimde kurulması, sonraki aşamalarda delil sunma imkânı daraldığında dosyayı korur.
Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. İşyerinin yapısı ve feshin gerekçesi sonuçları değiştirebileceğinden, fesih bildirimini aldıktan hemen sonra hukuki destek alınması önerilir.