İçeriğe geç
AC

İş Kazası Tazminatında Arabuluculuk Şart mı? Görevli Mahkeme ve Yetki Kuralının Ayrıntısı

21 Mayıs 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 3 dk okuma 86 görüntülenme Son güncelleme: 7 Ağustos 2026

İş hukukunda arabuluculuğun dava şartı haline gelmesinden sonra, hemen her talep için önce arabulucuya gidilmesi gerektiği yönünde yaygın bir kanaat oluştu. Oysa 7036 sayılı Kanun, tam da en ağır sonuçlu uyuşmazlık türü için açık bir istisna getirmiştir. İş kazası dosyalarında bu istisnanın bilinmemesi, hem zaman hem de dosya stratejisi kaybına yol açar.

İstisna: Arabuluculuk Dava Şartı Değildir

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili rücu davalarında, arabulucuya başvuru dava şartı olarak öngörülmemiştir. Yani zarar gören işçi ya da hak sahibi yakınları, doğrudan iş mahkemesinde dava açabilir. Buna karşılık aynı işçinin kıdem, ihbar, fazla mesai gibi işçilik alacakları için arabuluculuk yine zorunludur. Aynı olaydan doğan iki talep grubunun farklı rejime tabi olması, dilekçe hazırlanırken talep kalemlerinin dikkatle ayrıştırılmasını gerektirir.

Görev ve Yetki: Sözleşmeyle Değiştirilemez

Uyuşmazlık iş mahkemesinde görülür; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Yetki bakımından ise davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kuralı kesin niteliktedir ve iş sözleşmesine konulan aksi yöndeki hükümler geçerli sayılmaz. Şantiye, fabrika ya da şube gibi işin fiilen yapıldığı yerin mahkemesinde dava açılması, keşif ve tanık dinlenmesi bakımından pratik avantaj sağlar.

Birden Fazla Sorumlu Varsa

İş kazalarında sorumluluk çoğu zaman tek işverende toplanmaz. Asıl işveren ile alt işveren ilişkisi bulunuyorsa her ikisi birlikte hasım gösterilebilir; iş güvenliği hizmetinin dışarıdan alındığı hallerde ilgili kuruluşun konumu da değerlendirilir. Davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılan dava, diğerleri bakımından da görülebilir. Sorumluların baştan doğru belirlenmesi, sonradan taraf değişikliğinin sınırlı olması nedeniyle önemlidir.

Zamanaşımı ve SGK Yolu

İş kazasından doğan tazminat talepleri, iş sözleşmesine dayalı sorumluluk kapsamında değerlendirildiğinden genel zamanaşımı süresine tabidir; fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde daha uzun ceza zamanaşımının uygulanması gündeme gelebilir. Sürekli iş göremezlik oranının kesinleşmesi maddi tazminat hesabının temelini oluşturduğundan, 5510 sayılı Kanun kapsamındaki kurum işlemleri paralel olarak takip edilmelidir. Kurum işlemlerine karşı dava açılmadan önce Kuruma başvuru yapılması gerekliliği ayrıca gözetilmelidir.

Delil Zinciri: 6331 Kapsamındaki Belgeler

  • Kaza bildirimi, kolluk ve müfettiş tutanakları ile varsa ceza soruşturması dosyası
  • Risk değerlendirme raporu, iş güvenliği eğitim kayıtları ve imza çizelgeleri
  • Kişisel koruyucu donanım zimmet belgeleri ve periyodik bakım kayıtları
  • İşe giriş ve periyodik sağlık raporları ile hastane kayıtları

Bu belgelerin büyük bölümü işverenin elindedir; bu nedenle dava dilekçesinde delillerin karşı taraftan ve ilgili kurumlardan celbi açıkça talep edilmelidir. Kusur oranı ve tazminat hesabı bilirkişi incelemesine dayandığından, itiraz dilekçelerinin rapordaki varsayımları hedef alacak şekilde yazılması gerekir.

Anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; kazanın oluş şekli ve işyerinin yapısı sonucu değiştirebilir. Talep kalemlerinin hangisinin arabuluculuğa tabi olduğunu belirlemek için dava öncesinde hukuki değerlendirme yapılması yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla