İş hukukunda dava şartı arabuluculuk yerleştikten sonra pek çok başvuru refleks hâline geldi: önce arabulucu, sonra mahkeme. Ancak sosyal güvenlik kaynaklı uyuşmazlıkların önemli bir bölümünde bu sıra geçerli değildir. Yanlış varsayımla geçen aylar, geri gelmeyen bir hak düşürücü süreye dönüşebilir.
Arabuluculuk Her Uyuşmazlık İçin Zorunlu Değildir
7036 sayılı Kanun, işçi ve işveren alacakları ile işe iade taleplerinde arabuluculuğu dava şartı olarak düzenlemiştir. Buna karşılık iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları bu şartın dışında tutulmuştur. Kurumun taraf olduğu uyuşmazlıklar bakımından da arabuluculuk süreci beklenmeden dava yoluna gidilebilir. Zorunlu olmadığı hâlde arabulucuya başvurmak dava açma süresini durdurmaz.
Hizmet Tespitinde Beş Yıllık Eşik
Sigortalılığın tespiti davalarında, 5510 sayılı Kanun sistematiği içinde tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren işleyen beş yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Bu süre zamanaşımı gibi kesilmez veya durmaz; geçtikten sonra alacağın varlığı ispatlansa dahi talep sonuç doğurmaz. Kuruma yapılan bildirimlerin varlığı ise sürenin işleyip işlemediği tartışmasını doğrudan etkilediğinden, dosyaya baştan konulmalıdır.
Görevli Mahkeme ve Husumet
- İş ve sosyal güvenlik uyuşmazlıkları iş mahkemesinde görülür; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar.
- Hizmet tespiti davalarında Kuruma husumet yöneltilmesi zorunludur; yalnızca işverene açılan dava eksik husumetle karşılaşır.
- Kurumun idari para cezası ve prim işlemlerine karşı öngörülen itiraz yolu, dava yolundan önce tüketilmesi gereken ayrı bir aşamadır.
- 6331 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklere ilişkin denetim işlemleri ise ayrı bir usulle yürür.
Delili Zamana Göre Toplamak
Çalışmanın varlığını gösteren bordro, ücret ödemesine ilişkin banka kayıtları, işyeri kayıtları, tanık beyanları ve varsa müfettiş raporları birlikte değerlendirilir. Tanık beyanının tek başına kaldığı dosyalarda sonuç güçleşir; bu nedenle yazılı kayıtların dava açılmadan önce toplanması gerekir. 4857 sayılı Kanun kapsamındaki alacak talepleri ile tespit talebinin farklı takvimlere tabi olduğu unutulmamalıdır.
Sıralamayı Doğru Kurmak
Aynı olay hem alacak hem tespit hem de idari itiraz doğurabilir. Bunlar tek dilekçede birleştirilemez; her biri kendi merciinde ve kendi süresinde ileri sürülmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Çalışma döneminizin yılı ve Kuruma yapılmış bildirimler süre sonucunu doğrudan değiştirdiğinden, dosyanızı gecikmeden bir hukukçu ile değerlendirmeniz önerilir.