İçeriğe geç
AC

İş Kazasında Bir Aylık Süre Tuzağı: İş Mahkemesinin Yetkisi ve Arabuluculuk Ayrımı

8 Nisan 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2 dk okuma 64 görüntülenme Son güncelleme: 7 Ağustos 2026

İş kazası sonrası açılacak davalarda en sık karşılaşılan karışıklık, tüm iş uyuşmazlıklarının aynı usule tabi olduğu varsayımıdır. Oysa feshe bağlı talepler ile kazadan doğan tazminat talepleri farklı süre ve farklı ön koşullara bağlıdır. Bu ikisinin birbirine karıştırılması, ya gereksiz bir bekleme ya da telafisi olmayan bir süre kaybı doğurur.

Kaza Sonrası İlk Bildirimler

6331 ve 5510 sayılı kanunlar kapsamında iş kazasının işveren tarafından yasal süresi içinde ilgili kuruma bildirilmesi gerekir. Bildirim yapılmaması ya da olayın kaza olarak değil başka bir sebep gibi kayda geçirilmesi, sonraki tazminat davasında en kritik tartışmayı doğurur. Bu nedenle kazazede veya yakınları da olayın kolluk kayıtlarına ve kurum kayıtlarına doğru biçimde geçtiğini teyit etmelidir.

Bir Aylık Süre Nerede Geçerli

İş sözleşmesi kaza sonrasında feshedilmişse, feshin geçersizliği iddiasıyla arabulucuya başvurma süresi fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir aydır. Arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücüdür; geçmesi halinde işe iade talebi tümüyle kapanır. Buna karşılık kıdem ve ihbar tazminatı gibi talepler bu bir aylık süreye değil, kendi zamanaşımı sürelerine tabidir.

Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu Değildir

7036 sayılı Kanun, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili rücu davalarını dava şartı arabuluculuğun dışında tutar. Bu davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir. Zorunlu olmayan bir arabuluculuk sürecinin beklenmesi, kanunun tanıdığı hızlı yola gereksiz bir gecikme ekler.

Yetkili İş Mahkemesi ve Yetki Sözleşmesi Yasağı

İş davalarında yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri ile işin yapıldığı yer mahkemesidir. Kanun, bu yetkiye aykırı yetki sözleşmelerini geçersiz sayarak işçiyi korur; iş sözleşmesine konulmuş uzak bir ili gösteren yetki kaydı bağlayıcı değildir. Birden fazla davalı bulunması halinde herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi de tercih edilebilir.

Kusur ve Zarar Tespitinde Dosyayı Taşıyan Belgeler

  • İş kazası tutanağı, kolluk ve müfettiş raporları
  • Risk değerlendirmesi, eğitim kayıtları ve kişisel koruyucu donanım zimmetleri
  • Hastane kayıtları ve sürekli iş göremezlik oranına ilişkin kurum kararı
  • Ücret bordroları ile kazanç kaybının hesabına esas kayıtlar
  • Olay yerine ve makineye ilişkin görsel tespitler

4857 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali, kusur değerlendirmesinde doğrudan etkilidir. Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; kaza sonrası talep haritasının çıkarılması için dosyanızın bir hukukçu tarafından incelenmesi önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla