İşyerinde sistematik baskıya maruz kalan çalışanın talebi çoğu zaman iki başlıkta birleşir: mobbing nedeniyle manevi tazminat ve ödenmemiş fazla mesai alacağı. Bu iki talep aynı dilekçede yer alsa da ispat mantıkları farklıdır ve her ikisi de kayıt eksikliği nedeniyle zayıflamaya açıktır. Bu rehber, 4857 ve 7036 sayılı Kanunlar ekseninde mahkeme ve yetki analizini kayıt sorunuyla birlikte inceler.
Dava Şartı Arabuluculuk Aşaması
İşçi alacakları ve tazminat talepleri bakımından arabulucuya başvurmak dava şartıdır; bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir. Son tutanakta hangi taleplerin görüşüldüğü açıkça yazılmalıdır, çünkü tutanakta yer almayan bir talep bakımından dava şartının yerine getirilmediği ileri sürülebilir. Mobbing kaynaklı manevi tazminat talebinin de tutanakta ayrıca gösterilmesi bu nedenle önemlidir.
Yetki: Sözleşmeyle Değiştirilemez
İş mahkemelerinde yetki, davalı işverenin yerleşim yeri ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesine tanınmıştır. 7036 sayılı Kanun, bu kurala aykırı yetki sözleşmelerini geçersiz saymıştır; iş sözleşmesinde merkez adresine yetki tanıyan bir madde bulunması, çalışanın fiilen çalıştığı yerde dava açmasına engel değildir. Şantiye, şube veya uzaktan çalışma gibi durumlarda işin yapıldığı yerin belgeyle gösterilmesi gerekir; giriş çıkış kayıtları ve görevlendirme yazıları bu noktada işlev görür.
Fazla Mesai: Kayıt Kimde, Yük Kimde?
Çalışma sürelerinin kaydını tutmak işverenin yükümlülüğüdür. İşveren imzalı bordro sunduğunda ve bordroda fazla mesai tahakkuku göründüğünde, işçinin bunun aksini yazılı delille ispatlaması beklenir. Böyle bir kayıt yoksa tanık beyanı devreye girer. Tanık anlatımına dayanan hesaplamalarda, çalışma düzeninin her gün aynı yoğunlukta sürmediği gerekçesiyle hakkaniyet indirimi uygulanması yerleşik bir uygulamadır. Bu nedenle giriş çıkış kartı kayıtları, kurumsal e-posta gönderim saatleri, vardiya çizelgeleri ve araç takip verileri dosyaya girdiğinde talep belirgin biçimde güçlenir.
Mobbing İddiasını Somutlaştırmak
- Sistematiklik: davranışların tarih sırasıyla listelenmesi, tek seferlik gerilimden ayrışmasını sağlar.
- Yazılı iz: mesaj, e-posta, tutanak ve savunma istemleri kronolojik olarak sunulmalıdır.
- Sağlık kaydı: sürecin etkisini gösteren raporlar, nedensellik bağı bakımından anlam taşır.
- Kurum içi başvuru: yapılan şikayet ve alınan yanıt, işverenin bilgisine rağmen önlem almadığını gösterir.
İki Talebin Birbirini Desteklemesi
Uygulamada bu iki talep birbirini besler: aşırı çalışma düzenini gösteren kayıtlar aynı zamanda baskının somut göstergesi olabilir. Bu nedenle delil listesi iki başlık için ayrı ayrı değil, ortak bir kronoloji üzerinden kurulmalıdır. 5510 ve 6331 sayılı Kanunlar kapsamındaki kayıtlar da bu kronolojiyi tamamlayan kaynaklardır.
Buradaki bilgiler genel niteliktedir; iş ilişkisinin sona eriş biçimi, zamanaşımı ve işyerinin yapısı taleplerin kapsamını değiştirebileceğinden, başvuru öncesinde hukuki değerlendirme almanız yararlı olur.