Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarının büyük kısmı hukukî yorum farkından değil, ispat edilemeyen çalışma olgusundan kaybedilir. Hizmet tespiti, prim gün sayısının düzeltilmesi, işe giriş bildirgesinin geçersizliği ya da kurum işlemine itiraz gibi dosyalarda esas mücadele, geçmişte fiilen çalışıldığının belgeyle ortaya konulmasıdır. Bu rehber, ispat sorununu doğru mahkeme ve doğru yer seçimiyle birlikte ele alır.
Uyuşmazlığın türü ispat rejimini değiştirir
Sosyal güvenlik ilişkisi kamu düzenindendir; bu nedenle hâkim tarafların ileri sürmediği delilleri de araştırabilir ve kabul beyanına dayanarak karar veremez. Pratikte bu, davacının işverenle anlaşmasının tek başına yeterli olmadığı anlamına gelir. Buna karşılık işçilik alacaklarına ilişkin klasik iş davalarında taraf iradesine daha geniş yer vardır. İki grup birbirine karıştırıldığında, hazırlanan delil paketi de yanlış hedefe kurulur.
Görev: iş mahkemesi ve dava şartı arabuluculuk
Sosyal güvenlik mevzuatından doğan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Kritik ayrım arabuluculuktadır: işçi ile işveren arasındaki alacak ve tazminat taleplerinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılamazken, kuruma karşı yöneltilen tespit nitelikli talepler bu zorunluluğun dışında değerlendirilir. Yanlış varsayım, davanın esasa girilmeden usulden reddine yol açabilir.
Yetki kesindir, sözleşmeyle değiştirilemez
- Davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi.
- İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi.
- Birden fazla davalı varsa bunlardan birinin yerleşim yeri.
Bu yetki kuralı kesin niteliktedir; iş sözleşmesine konulan farklı yer kaydı sonuç doğurmaz ve mahkeme yetkisizliği kendiliğinden gözetir. Kurumun taraf olduğu dosyalarda ilgili sosyal güvenlik biriminin bulunduğu yerin hangi ölçüte girdiği baştan netleştirilmelidir.
İspat için hangi deliller gerçekten işe yarıyor?
Tanık beyanı tek başına nadiren yeterlidir; mahkemeler tanığı yazılı delille desteklenen bir tamamlayıcı olarak görme eğilimindedir. Güçlü dosya şu katmanlardan kurulur:
- Kurum kayıtları: işyeri sicil dosyası, aylık prim ve hizmet belgeleri, işe giriş-çıkış bildirgeleri.
- İşveren kayıtları: ücret bordroları, banka ödeme dekontları, puantaj ve izin defterleri.
- Üçüncü kişi kayıtları: vergi dairesi ve meslek odası belgeleri, servis ve yemek listeleri, giriş-çıkış kart kayıtları.
- Komşu işyeri tanıkları: aynı dönemde aynı adreste çalıştığı kurum kayıtlarıyla doğrulanabilen kişiler.
Deliller dava açılmadan önce toplanamıyorsa, dilekçede hangi kurumdan hangi belgenin celbinin istendiği tek tek yazılmalıdır. "Tüm kayıtların getirtilmesi" biçimindeki genel talepler çoğu kez sonuçsuz kalır.
Süre boyutunu ihmal etmeyin
Hizmet tespitine ilişkin taleplerde kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayan hak düşürücü bir süre söz konusudur; işveren tarafından kuruma verilmiş belgelerin varlığı hâlinde bu sürenin işlemeyeceği kabul edilir. Kurum işlemlerine karşı itiraz ve dava süreleri ise işlemin türüne göre değişir. Bu nedenle ispat çalışmasına başlamadan önce takvim çıkarılmalı, belge toplama süreci süreyi tüketecek şekilde uzatılmamalıdır.
Buradaki bilgiler genel çerçeveyi anlatır. Çalışmanın niteliği, işverenin kayıt düzeni ve kurumun tespitleri her dosyada farklı bir ispat stratejisi gerektirir; başvuru öncesinde hukukî destek almanız faydalı olacaktır.