Evlilik birliği sona ererken en çok tartışılan başlıklardan biri, edinilmiş malların nasıl paylaşılacağıdır. TMK, HMK ve 4787 sayılı Kanun çerçevesinde bu talepler aile mahkemesinde görülür; ancak yetki kuralı, boşanma davasının hangi aşamada olduğuna göre değişir.
Yetki, Dosyanın Aşamasına Göre Değişir
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda kural üçe ayrılır: boşanma veya iptal davası derdestse bu davaya bakan mahkeme, eşlerden biri ölmüşse ölenin son yerleşim yeri mahkemesi, diğer hâllerde ise davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Uygulamada en sık yapılan hata, boşanma davası devam ederken tasfiye talebinin başka bir yerde ayrı dava olarak açılmasıdır. Bu durum yetkisizlik kararına ve aylarca süren gecikmeye yol açar.
Tasfiye Boşanmanın Kesinleşmesini Bekler
Tasfiye talebi boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebilse de, hüküm kurulması kural olarak boşanmanın kesinleşmesine bağlıdır. Bu bekleme dönemi, malvarlığının elden çıkarılması riskini doğurur. Bu nedenle asıl mesele hüküm değil, ara dönemin nasıl korunacağıdır.
Geçici Tedbir Talebi Nasıl Kurulur?
Malvarlığının korunması için başvurulabilecek araçlar farklıdır ve karıştırılmamalıdır:
- Taşınmazlar bakımından tapu kaydına tedbir şerhi konulması talebi,
- Banka hesapları ve şirket paylarına yönelik ihtiyati tedbir,
- Eşin tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin talepler,
- Boşanma yargılaması süresince geçerli olacak geçici önlemler.
Tedbir talebinin kabulü, yaklaşık ispat ölçüsüne dayanır. Bu nedenle talep, soyut kaygı yerine somut belgeye dayandırılmalıdır: yakın tarihli devirler, hesaptan yapılan olağandışı çekimler veya satış ilanları gibi.
Katılma Alacağını Hesaplayabilmek
Talep miktarı belirlenmeden açılan davalar, yargılama içinde ıslah ihtiyacı doğurur. Hesaplama için edinilmiş mal ile kişisel malın ayrımı, edinme tarihleri, kredi ödemelerinin kaynağı ve mal rejiminin sona erdiği tarihteki değerler bir arada ele alınır. Tapu, banka ve kredi kayıtlarının dava öncesinde toplanması, hem tedbir talebini hem de miktarı güçlendirir.
Protokol ile Dava Arasında Seçim
Anlaşmalı boşanma protokolüne konulan mal paylaşımı hükümleri, ileride açılacak tasfiye davasını büyük ölçüde sınırlar. Bu nedenle protokol imzalanmadan önce malvarlığının tamamının bilinip bilinmediği sorgulanmalıdır. Anlaşma hızlı sonuç verir; ancak eksik bilgiyle imzalanan bir protokol, sonradan öğrenilen malvarlığı bakımından geri dönülmesi güç bir feragat anlamına gelebilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; evlilik tarihi, mal rejiminin türü ve edinme biçimi sonucu değiştirdiğinden, paylaşım kararı öncesinde bireysel hukuki değerlendirme alınmalıdır.