İçeriğe geç
AC

Mal Rejimi Tasfiyesinde Görevli ve Yetkili Mahkeme: Protokol Kurgusunda Merci Hatası

8 Haziran 2026 Aile Hukuku 3 dk okuma 76 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Boşanma dosyası henüz kapanmadan mal rejiminin tasfiyesine girişen taraflar, talebin hangi mahkemeye ve hangi sırayla götürüleceğini çoğu zaman ikinci plana atar. Oysa mal rejimi uyuşmazlıklarında en sık kaybedilen şey hak değil zamandır: dilekçe görevsiz ya da yetkisiz bir mahkemeye verildiğinde dosya baştan kurulmak zorunda kalır. Bu rehber, tasfiye talebi ve anlaşma protokolü bakımından merci seçimini ele alıyor.

Talep aile mahkemesinin mi, asliye hukukun mu önüne gider?

Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar aile mahkemesinin görev alanındadır. Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde dosyaya, 4787 sayılı Kanun çerçevesinde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Buradaki asıl incelik dilekçenin başlığı değil, talebin adlandırılmasıdır: katkı payı alacağı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı farklı hukuki temellere dayanır ve dilekçede ayrıştırılmadıklarında mahkeme talebi başka bir temelde değerlendirebilir.

Yetki, rejimin sona erme sebebine göre değişir

Türk Medeni Kanunu mal rejiminin tasfiyesinde yetkiyi tek bir kurala bağlamaz; rejimin boşanma, ölüm veya rejim değişikliği ile sona ermesine göre ayrı kurallar öngörür. Boşanma sebebiyle sona ermede boşanma davasına bakan mahkeme yetkilidir. Eşlerden birinin ölümüyle sona erdiğinde ise mirasa ilişkin yetki kuralları devreye girer. Dolayısıyla ilk sorulacak soru karşı tarafın adresi değil, rejimin hangi sebeple ve hangi tarihte sona erdiğidir.

Protokoldeki yetki cümlesi mahkemeyi bağlar mı?

Anlaşmalı boşanma protokollerinde sıkça, doğacak uyuşmazlıklarda belirli bir yer mahkemesinin yetkili olacağı yazılır. Görev kuralları kamu düzenindendir ve tarafların iradesiyle değiştirilemez; yetki bakımından da kesin yetki hâllerinde sözleşme yapılamaz. Aile hukukundan doğan pek çok uyuşmazlıkta yetki kesin nitelikte olduğundan, protokoldeki bu cümle güven verse de sonucu tek başına belirlemez. Protokolde asıl değerli olan, tasfiyeye konu malvarlığının kalem kalem sayılmasıdır.

Boşanma kesinleşmeden tasfiye hükmü kurulmaz

Uygulamada görülen ikinci hata, boşanma kararı kesinleşmeden tasfiye talebinin esastan sonuçlandırılmasını beklemektir. Mal rejimi, boşanmanın kesinleşmesiyle tasfiye edilebilir hâle geldiğinden, tasfiye davası açılmış olsa bile boşanmanın kesinleşmesi bekletici mesele yapılır. Bu, dava açmayı geciktirmek için bir gerekçe değildir; aksine zamanaşımı yönünden dosyanın erken açılıp beklemeye alınması çoğu kez daha güvenlidir.

Yanlış merci hâlinde ne oluyor?

  • Mahkeme görevsizlik veya yetkisizlik kararı verir; dosya kendiliğinden doğru mahkemeye taşınmaz.
  • Kararın kesinleşmesinden itibaren işleyen iki haftalık kesin süre içinde başvurulmazsa dava açılmamış sayılır.
  • Açılmamış sayılan dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süre hesabında koruma sağlamaz.
  • Harç ve gider avansı yönünden tekrar eden maliyet doğar.

Dilekçe öncesi kısa kontrol

  1. Rejimin sona erme sebebi ve tarihi netleştirilir.
  2. Talep kalemleri ayrı ayrı ve hukuki temeliyle yazılır.
  3. Tapu kaydı, edinme tarihi ve ödemenin kaynağı belgelenir.
  4. Görevli mahkeme ve yetki dayanağı dilekçede açıkça gösterilir.

Buradaki açıklamalar genel çerçeveyi tanıtmak amacı taşır. Eşlerin yerleşim yerleri, protokolün içeriği ve rejimin sona erme biçimi sonucu değiştirebileceğinden, dosyanızı açmadan önce bir avukatla birlikte değerlendirmeniz yerinde olacaktır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla