Velayet ve kişisel ilişki konusunda alınan kararların önemli bir kısmı, hukuki içeriği doğru olduğu hâlde uygulanmakta zorlanır. Sorun çoğu zaman kararın kendisinde değil, hüküm fıkrasının icraya elverişli biçimde yazılmamış olmasındadır.
Hüküm Fıkrası Ne Kadar Somutsa O Kadar Uygulanabilir
Kişisel ilişki tesisinde 'uygun görülen zamanlarda' gibi esnek ifadeler, tarafların iyi niyetine bağlı kaldığı sürece sorun çıkarmaz; anlaşmazlık başladığında ise icra edilemez hale gelir. Talep sonucunun; gün, saat, teslim ve iade yeri, dinî bayram ve tatil dönemlerinin paylaşımı ile yurt dışına çıkış konusundaki izin rejimini kapsayacak açıklıkta yazılması, sonraki uyuşmazlıkların büyük kısmını baştan önler.
İhlal Halinde Delil Nasıl Üretilir
Kararın uygulanmadığı iddiası, ispat edilmediği sürece hukuki sonuç doğurmaz. Uygulamada işe yarayan kayıtlar şunlardır:
- Teslim saatinde bulunulduğunu gösteren, tarafsız kişilerce doğrulanabilir kayıtlar
- Karşı tarafla yapılan yazışmaların bütünlüğü bozulmadan saklanması
- Çocuğun okul veya sağlık kayıtlarındaki, teslimin gerçekleşmediğini gösteren izler
- İcra dosyası üzerinden yürütülen teslim işlemlerine ait tutanaklar
Yazışmaların yalnızca lehe kısmının sunulması ters etki yaratabilir; bütünlüğü korunmuş bir kayıt daha güvenilir sayılır.
Değişen Koşullar ve Kararın Güncellenmesi
Türk Medeni Kanunu, velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinin çocuğun yararı doğrultusunda değiştirilebilmesine imkân tanır. Çocuğun yaşı, eğitim düzeni veya tarafların ikametindeki değişiklik, mevcut düzenlemeyi fiilen uygulanamaz hale getirmişse doğru yol, kararı zorla uygulatmakta ısrar etmek değil, değişiklik talebiyle mahkemeye gitmektir. Aile mahkemelerinin kuruluş ve yargılama usulü 4787 sayılı Kanun ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde belirlenir.
Delil Eksikliğinin En Görünmez Sonucu
Kayıt tutulmadığında ortaya çıkan tablo, iki tarafın da birbirini suçladığı ancak hiçbirinin iddiasını ispatlayamadığı bir dosyadır. Böyle dosyalarda mahkeme, uzman raporu ve çocuğun beyanına ağırlık verir; tarafın kendi anlatısı ise arka planda kalır. Bu nedenle kayıt tutma alışkanlığı, karar kesinleştiği andan itibaren başlamalıdır.
Yazıdaki değerlendirmeler genel niteliktedir ve her dosyaya doğrudan uyarlanamaz. Çocuğun üstün yararı somut olayın koşullarına göre belirlendiğinden, adım atmadan önce aile hukuku alanında çalışan bir hukukçuya danışılması uygun olur.