Vadesi geçmiş bir çek veya senet için hızlı koruma arayan alacaklının en sık düştüğü hata, talebi ihtiyati tedbir olarak kurmasıdır. Oysa TTK ve İİK sisteminde para alacaklarının güvence altına alınması için öngörülen kurum ihtiyati hacizdir. İki kurumun şartları, teminatı, süreleri ve sonuçları farklıdır; yanlış talep çoğu zaman esasa girilmeden reddedilir.
İki Kurum Arasındaki Temel Ayrım
İhtiyati tedbir, dava konusu şey üzerinde mevcut durumun korunmasına ilişkindir ve HMK kapsamında düzenlenmiştir. Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para alacağı söz konusuysa alacaklının başvuracağı yol, İİK kapsamındaki ihtiyati hacizdir. Kambiyo senedine bağlı alacak tipik olarak bu ikinci kategoriye girer. Talebin başlığı ihtiyati tedbir yazıldığında mahkeme, talebi niteliğine göre değerlendirebilse de uygulamada bu, ek açıklama ve zaman kaybı doğurur; teminat ve süre rejimi de baştan yanlış kurgulanmış olur.
Görevli Mahkeme ve Yetki
Kambiyo senetlerinden doğan uyuşmazlıklar kural olarak ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girer; ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. İhtiyati haciz talebi, esas hakkında dava açılmadan önce de yapılabilir ve genel yetki kuralları çerçevesinde belirlenen mahkemeye yöneltilir. Verilen karara karşı itiraz, kararı veren mahkemeye yapılır; doğrudan icra dairesine veya üst mahkemeye yöneltilen itiraz sonuç doğurmaz.
Karşılıksız Çekte Şikâyet Ayrı Bir Yoldur
Çekin karşılıksız çıkması hâlinde alacağın tahsili için icra takibi ve gerekiyorsa dava yolu izlenirken, Çek Kanunu kapsamındaki şikâyet bundan bağımsız yürür ve icra ceza mahkemesinin görev alanındadır. Bu şikâyet kanunda öngörülen süreye tabidir ve süresi geçtikten sonra yapılan başvuru dinlenmez. Alacağın tahsili ile şikâyetin aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün değildir; her biri kendi merciine ayrı ayrı sunulmalıdır. Karşılıksızdır işlemine ilişkin banka kaydı, şikâyetin dayanağı olarak dosyaya konulmalıdır.
Teminat, Süre ve Takip Bağlantısı
İhtiyati haciz kararı verilirken kural olarak teminat aranır; teminatın türü ve miktarı mahkemece belirlenir. Karar alındıktan sonra icra dairesinden infazının istenmesi ve ardından kanunda öngörülen kısa süre içinde takip yapılması ya da dava açılması zorunludur. Bu süreler kaçırıldığında ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar ve alacaklı, karşı tarafın uğradığı zarardan sorumlu tutulabilir. Bu nedenle karar tarihinden itibaren infaz talebi, takip tarihi ve dava son günü tek bir kontrol çizelgesine işlenmelidir.
Senedin türü, vadesi ve borçlunun sıfatı sonucu doğrudan etkiler. Buradaki açıklamalar genel niteliktedir; belgenin kambiyo vasfını taşıyıp taşımadığı ve hangi koruma yolunun uygun olduğu konusunda başvuru öncesinde hukuki değerlendirme alınması önerilir.