Şirket içi çekişmelerin çoğu, alınan kararın içeriğinden önce o kararın kim tarafından ve hangi usulle alındığı sorusuyla başlar. TTK, TBK ve 6102 sayılı Kanun çerçevesinde yürüyen genel kurul uyuşmazlıklarında yetki tartışması hem organ yetkisi hem de mahkeme yetkisi olmak üzere iki ayrı düzlemde ortaya çıkar.
Birinci Düzlem: Organ Yetkisi
Genel kurulun devredilemez yetkileri ile yönetim organının yetki alanı birbirinden ayrıdır. Genel kurulun, yönetim organına bırakılmış bir konuda karar alması ya da yönetim organının genel kurula ait bir yetkiyi kullanması, kararın geçerliliğini tartışmalı hale getirir. Bu ayrım yapılmadan açılan davalarda talebin hukuki dayanağı da yanlış kurulur.
İkinci Düzlem: Mahkeme Yetkisi
- Şirkete ilişkin davalarda yetkili mahkeme kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
- Esas sözleşmedeki yetki kayıtları her uyuşmazlık türünü kapsamayabilir.
- Yetkisiz mahkemede açılan dava, süre bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
İptal Talebinde Süre Disiplini
Genel kurul kararlarının iptali, kararın alındığı tarihten itibaren işleyen ve kanunda belirlenmiş bir süreye tabidir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; geçtikten sonra kararın sakat olduğu iddiası yalnızca sınırlı hallerde, kararın butlanı çerçevesinde ileri sürülebilir. İptal ile butlan arasındaki ayrımın baştan yapılması bu nedenle stratejik önem taşır.
Dava Öncesi Hazırlık Adımları
- Toplantı çağrısının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı incelenir.
- Gündem maddeleri ile alınan kararların örtüşüp örtüşmediği karşılaştırılır.
- Toplantı ve karar nisaplarının tutanaktan doğrulanması yapılır.
- Muhalefet şerhinin tutanağa geçirilip geçirilmediği kontrol edilir.
- Kararın ticaret siciline tescil durumu ve tarihleri not edilir.
Muhalefet Şerhinin Belirleyiciliği
Toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren pay sahibinin muhalefetini tutanağa geçirmemiş olması, dava ehliyeti bakımından ciddi bir engel yaratabilir. Şerh yazılırken hangi maddeye, hangi gerekçeyle karşı çıkıldığının açıkça belirtilmesi gerekir. Genel ifadelerle yazılan şerhler, sonradan ileri sürülecek gerekçeleri desteklemekte yetersiz kalır.
Yürütmenin Ertelenmesi Talebi
İptali istenen karar uygulanmaya başlandığında geri dönüş güçleşir. Özellikle sermaye, temsil ve pay devrine ilişkin kararlarda, dava açılırken kararın uygulanmasının ertelenmesine yönelik talebin birlikte ileri sürülmesi pratik önem taşır. Bu talep sonradan istendiğinde, üçüncü kişilerin kazandığı haklar nedeniyle sonuçsuz kalabilir.
Bu değerlendirmeler genel niteliktedir; şirket türü ve esas sözleşme hükümleri sonucu değiştirir. Genel kurul sonrası tartışmalarda süreler kısa olduğundan zaman kaybetmeden hukuki görüş alınması yerinde olur.