Haksız rekabet iddiaları çoğu zaman piyasada hızla yayılan bir eylemi durdurmayı gerektirir; bu nedenle usul sırasının doğru kurulması sonucu doğrudan etkiler. TTK, haksız rekabete ilişkin talepleri ayrı bir bölümde düzenlerken, 6102 sayılı Kanunun ticari davalara ilişkin hükümleri belirli talepler bakımından arabuluculuğu dava şartı hâline getirmiştir. Aşağıda hangi talep için hangi kapıdan girileceği ve tedbir stratejisi ele alınmıştır.
Hangi Talep Dava Şartına Tabi?
Ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Buna karşılık haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına yönelik talepler para talebi içermediği ölçüde bu şarta tabi değildir. Uygulamadaki asıl karışıklık, tek dilekçede hem men hem tazminat istenen dosyalarda çıkar: para talebi için arabuluculuk aşaması tamamlanmamışsa, o talep yönünden usulden ret riski doğar.
Başvuru Sırasının Kurulması
- Eylem, TTK anlamında haksız rekabet hâllerinden hangisine girdiği yönünden nitelendirilir.
- Talepler para talebi olan ve olmayan şeklinde ikiye ayrılır.
- Para talebi için arabuluculuk süreci başlatılır ve son tutanak alınır.
- Durdurulması gereken bir eylem varsa ihtiyati tedbir talebi öne alınır.
- Dava dilekçesinde talepler, dayanakları ve dava şartı durumu ayrı başlıklar altında gösterilir.
İhtiyati Tedbir ve Delilin Yaşam Süresi
Haksız rekabet dosyalarında delil hızla kaybolur: reklam yayından kalkar, internet sayfası değişir, ambalaj tükenir. Bu nedenle ekran görüntülerinin tarih ve adres bilgisiyle birlikte kaydedilmesi, ürün numunelerinin saklanması ve mümkünse tespit yoluna gidilmesi gerekir. Tedbir talebinde ise yaklaşık ispat ölçüsü aranır; talebin kapsamı, karşı tarafın tüm ticari faaliyetini durduracak genişlikte kurulursa reddedilme ihtimali artar. Tedbirin dar ve uygulanabilir biçimde tarif edilmesi kabul şansını yükseltir.
Sulh Görüşmesi ile Dava Arasındaki Tercih
Karşı taraf eylemi durdurmayı öneriyorsa, bu önerinin yazılı ve denetlenebilir olması gerekir. Yalnızca sözlü verilen taahhütler, aynı eylemin biçim değiştirerek sürmesi hâlinde ispat sorunu doğurur. Anlaşma metninde eylemin tanımı, durdurma takvimi, aykırılık hâlinde uygulanacak sonuç ve kamuoyuna yönelik düzeltmenin yapılıp yapılmayacağı belirlenmelidir. Zamanaşımı bakımından ise TTK, haksız rekabetten doğan taleplerin öğrenmeden itibaren bir ve her hâlde eylemin doğduğu tarihten itibaren üç yıllık süreye tabi olduğunu öngörür; uzayan görüşmeler bu süreyi tüketebilir.
Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir. Haksız rekabet dosyalarında hız ve nitelendirme belirleyici olduğundan, eylemi tespit ettiğiniz ilk günlerde hukuki destek almanız önerilir.