Ticari ilişkilerde uyuşmazlık çoğu zaman sözleşmenin ihlal edilip edilmediğinden değil, ihlalin hangi belgeyle gösterileceğinden doğar. TTK ve TBK ekseninde açılacak bir davada asıl mesele, karar çıkana kadar sözleşmenin konusunun korunup korunamayacağıdır. İhtiyati tedbir bu noktada devreye girer; ancak ticari dosyalarda tedbirin kabul eşiği, sözleşme metninin ne kadar net olduğuna sıkı sıkıya bağlıdır.
Sözleşme Metni Bir Delildir
Tedbir talebinde hâkim, tarafların üstlendiği edimin sınırını okumak ister. Teslim takvimi, ayıp bildirim usulü, münhasırlık taahhüdü ve fesih şartları açıkça yazılmışsa, ihlal iddiası doğrudan metinden doğrulanabilir. Buna karşılık sözleşme genel ifadelerle kurulmuşsa, ihlalin varlığı yorum tartışmasına dönüşür ve yaklaşık ispat eşiği aşılamaz. Ek protokoller, sipariş formları ve teyit yazışmaları çoğu dosyada asıl metinden daha belirleyicidir.
Hangi Tedbir Talep Edilmeli?
- Malın veya teminatın üçüncü kişiye devrinin önlenmesi
- Banka teminat mektubunun nakde çevrilmesinin durdurulması
- Münhasır bayilik ihlalinde belirli bölgede satışın sınırlanması
- Ortaklık uyuşmazlıklarında pay devrinin sicile şerhi
- Dijital platform sözleşmelerinde erişim ve veri aktarımının mevcut hâlde korunması
Talep ne kadar somut olursa, hâkimin kabul etmesi o kadar kolaylaşır. “Sözleşmenin ihlalinin önlenmesi” biçimindeki soyut talepler uygulanabilir bir karar üretmediği için sıklıkla reddedilir.
Delil Zincirinde Kritik Halkalar
Ticari defterler, kendi lehine delil olarak kullanılabilmesi bakımından usulüne uygun tutulmuş olmak zorundadır. Bu nedenle tedbir aşamasında defter kayıtlarına dayanılacaksa, açılış ve kapanış onaylarının durumu önceden kontrol edilmelidir. Cari hesap mutabakatları, irsaliyeler ve e-fatura kayıtları ise ihlal tarihini sabitlemekte en pratik araçlardır. Elektronik yazışmalarda gönderici ve zaman bilgisinin doğrulanabilirliği, karşı tarafın inkârı hâlinde belirleyici olur.
Yetki, Tahkim ve Merci Karmaşası
Ticari sözleşmelerin çoğunda yetki veya tahkim şartı bulunur. Tahkim şartı varken devlet mahkemesinde açılan dava, karşı tarafın itirazı üzerine usulden reddedilir; bu arada geçen süre alacağın tahsil kabiliyetini düşürür. Buna karşılık ihtiyati tedbirin tahkim yargılamasından önce veya sırasında mahkemeden istenebilmesi mümkündür; bu ayrımın gözden kaçırılması, korunabilecek bir malvarlığının elden çıkmasına neden olur. Konusu para alacağı olan ticari davalarda arabuluculuk dava şartı bulunması ise tedbir talebini engellemez; iki süreç paralel yürütülmelidir.
Burada anlatılanlar genel çerçevedir. Sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve uygulanacak hukuk sonucu değiştirebileceğinden, tedbir dilekçesi hazırlanmadan önce metnin bir avukatla birlikte okunması yerinde olur.