Ticari uyuşmazlıklarda "yetki" sözcüğü iki bambaşka tartışmayı aynı anda çağırır: sözleşmeyi imzalayan kişinin şirketi temsile yetkili olup olmadığı ile uyuşmazlığa hangi mahkemenin bakacağı. TTK, TBK ve 6102 sayılı Kanun çerçevesinde bu iki eksen farklı belgelere ve farklı usul kurallarına dayanır; dilekçede birbirine karıştırıldığında savunma dağılır.
Birinci Eksen: İmzanın Şirketi Bağlayıp Bağlamadığı
Temsil tartışmasında dosyaya konulması gereken belgeler bellidir: imza sirküleri, ticaret sicil gazetesi ilanları, yönetim kurulu veya müdürler kurulu kararları, varsa iç yönergeler ve verilmiş vekaletnameler. Bunların sözleşme tarihiyle karşılaştırılması esastır; imza tarihinde yürürlükte olmayan bir sirküler tek başına sonuç doğurmaz.
Yetkisiz temsil iddiası ileri sürülüyorsa, şirketin sonraki davranışı da incelenir: edimin kabul edilmesi, fatura kaydı, kısmi ödeme yapılması gibi davranışlar tartışmayı değiştirebilir. Bu nedenle savunma kurulurken yalnızca imza anına değil, sonraki aylara ait muhasebe ve yazışma kayıtlarına da bakılmalıdır.
İkinci Eksen: Yetkili Mahkeme ve Uyuşmazlık Çözüm Kaydı
Sözleşmedeki yetki kaydının geçerliliği, tarafların tacir olup olmadığına ve kaydın kapsamına göre değerlendirilir. Tahkim şartı bulunan sözleşmelerde ise tartışma tümüyle başka bir zemine taşınır; tahkim itirazının süresinde ileri sürülmemesi hakkın kaybına yol açabilir. Uygulamada sık rastlanan bir kusur, sözleşmede hem tahkim hem yetkili mahkeme kaydının bulunması ve hangisinin öncelikli olduğunun belirsiz kalmasıdır. Böyle hallerde metnin bütünü ve tarafların önceki uygulaması birlikte yorumlanır.
Yetki İtirazının Zamanlaması
Yetki itirazı, ilk itirazlar arasında yer aldığından cevap dilekçesi aşamasında ve gerekçeli biçimde ileri sürülmelidir. İtirazda yalnızca yetkisizlik iddia edilmemeli, yetkili sayılan mahkeme de açıkça gösterilmelidir; aksi halde itiraz sonuç doğurmayabilir. Bu aşamada yapılan bir gecikme, esasa ilişkin savunmanın gücünden bağımsız olarak dosyanın istenmeyen bir yerde görülmesine yol açar.
Tebligat Gecikmesinin Şirketler İçin Özel Riski
Tüzel kişilerde dava dilekçesi çoğunlukla ticaret sicilindeki adrese tebliğ edilir. Şirket fiilen taşınmış ancak sicil güncellenmemişse, tebligat usulüne uygun sayılabilir ve cevap süresi şirketin haberi olmadan işlemeye başlar. Aynı risk kayıtlı elektronik posta kutusunun izlenmemesi halinde de doğar. Alınacak önlemler basittir ama ihmal edilir: sicil adresinin fiilî adresle uyumlu tutulması, KEP kutusuna en az iki kişinin erişiminin bulunması, gelen resmî evrakın aynı gün tarihlenerek kayda alınması ve ihtarnamelerin tebliğ mazbatalarının sözleşme dosyasında saklanması. Sürenin geçtiği anlaşıldığında ilk incelenecek konu tebliğin usulüne uygunluğudur.
Sözleşmenin tipi, tarafların sıfatı ve uyuşmazlık çözüm kaydının içeriği sonucu belirgin biçimde etkiler. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; sözleşme metniniz ve sicil kayıtlarınız üzerinden ayrıca hukuki inceleme yapılması önerilir.