Ticari uyuşmazlıklarda “yetki” tek bir şeyi ifade etmez: bir yanda sözleşmeyi imzalayan kişinin şirketi bağlayıp bağlamadığı, diğer yanda davanın hangi mahkemede görüleceği vardır. TTK ve 6102 sayılı Kanun ile TBK çerçevesinde ilerleyen dosyalarda bu iki yetki sorunu birbirine karıştığında, esasa hiç girilmeden aylar kaybedilir. Bu rehber her ikisini de belgeye dayalı biçimde ele alır.
İmza yetkisi: şirketi kim bağlar
Bir sözleşmenin şirketi bağlaması için imzalayanın temsile yetkili olması gerekir. Uygulamada bu nokta, sözleşme imzalandıktan yıllar sonra ihtilaf çıktığında gündeme gelir. Yetki denetimi için bakılacak kaynaklar sınırlıdır ve hepsi resmî niteliktedir:
- Ticaret sicili kayıtları ve tescil edilmiş imza sirküleri
- Yönetim kurulu veya müdürler kurulu kararları
- Ticaret sicil gazetesi ilanları ve tescil tarihleri
- Varsa özel yetki içeren vekâletnameler
Yetkisiz temsil iddiasının karşısında ise şirketin sonraki davranışı belirleyici olabilir: fatura kesilmesi, ödeme yapılması, edimin kabul edilmesi gibi işlemler icazet tartışmasını doğurur ve bu işlemlerin tarihleri dosyada ayrıca gösterilmelidir.
Yetki şartı ve tacirler arası ilişki
Tacirler arasındaki sözleşmelerde yetkili mahkemenin belirlenmesine ilişkin kayıtlar geniş ölçüde geçerlidir; ancak yetki şartının hangi metinde yer aldığı ve o metnin sözleşmenin parçası haline gelip gelmediği tartışmaya açıktır. Fatura arkasındaki basılı kayıtlar, sipariş formundaki küçük puntolu koşullar veya elektronik ortamda onaylanan genel şartlar bakımından, tarafın bu koşullardan haberdar edildiğinin gösterilmesi gerekir. Elektronik onay iddiasında log kayıtları ve onay zaman damgası kritik hale gelir.
Sözleşmenin kurulduğunu gösteren ikincil kayıtlar
Ticari hayatta sözleşme her zaman tek bir imzalı metinden ibaret değildir. Teklif-kabul yazışmaları, sipariş onayları, irsaliye ve fatura akışı, cari hesap mutabakatları ve teslim tutanakları birlikte okunduğunda ilişkinin çerçevesini kurar. Bu belgelerin kronolojik bir tabloya dizilmesi, hem edimin kapsamını hem de tarafların iradesini göstermede en pratik yöntemdir.
Usule aykırı işlem: en pahalı hatalar
Bu dosyalarda usul hataları doğrudan zaman ve masraf kaybına dönüşür. Öne çıkanlar: yetki itirazının ilk itiraz olarak ve süresinde ileri sürülmemesi, itirazda yetkili mahkemenin açıkça gösterilmemesi, dava dilekçesinin ticari dava niteliğine uygun mahkemede açılmaması, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı halde delil olarak dayanılması ve zorunlu arabuluculuk gereken alacak taleplerinde bu aşamanın atlanmasıdır. Defterlerin açılış ve kapanış onaylarındaki eksiklik, lehe olan kayıtların değerini de düşürür.
Uyuşmazlık çıkmadan alınacak önlemler
Sözleşme aşamasında yapılacak birkaç basit kontrol, sonraki tartışmayı büyük ölçüde bitirir: imza sirkülerinin güncel tarihli olduğunun doğrulanması, yetki ve tebligat adresi kayıtlarının aynı metinde açıkça yer alması, ek protokollerin asıl sözleşmeye atıfla düzenlenmesi ve iletişim kanalının sözleşmede tanımlanması.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; sözleşmenizin metni ve tarafların ticari geçmişi sonucu değiştirebilir. Uyuşmazlık büyümeden önce belgelerinizin bir hukukçu tarafından incelenmesinde yarar vardır.