İçeriğe geç
AC

Ticari Sözleşmelerde Yetki Uyuşmazlığı: İlk İtiraz Zamanlaması ve Çözüm Kararı

27 Mart 2026 Ticaret Hukuku 2 dk okuma 71 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Ticari uyuşmazlıklarda taraflar çoğu zaman esasa ilişkin savunmalarını titizlikle hazırlar; buna karşılık davanın hangi yerde görüleceği meselesi son ana bırakılır. Oysa yetki, sadece coğrafi bir kolaylık değildir: delil toplama maliyetini, sürecin hızını ve bazen sonucun kendisini etkiler. Bu rehber, TTK ve TBK çerçevesindeki ticari ilişkilerde yetki sorununun zamanında ve doğru biçimde ele alınmasına odaklanır.

Yetki Kaydının Geçerliliğini Önce Denetleyin

Sözleşmeye konulan yetki şartı her halde geçerli değildir. Tarafların tacir olup olmadığı, kaydın açık biçimde yazılıp yazılmadığı ve uyuşmazlığın kanunda kesin yetki öngörülen bir alana girip girmediği birlikte değerlendirilmelidir. Kesin yetki kuralının bulunduğu hallerde, sözleşmedeki kayıt sonuç doğurmaz. Genel işlem koşulu niteliğindeki matbu metinlerde ise kaydın karşı tarafça bilinerek kabul edildiğinin gösterilmesi gerekebilir.

İlk İtiraz Olarak Yetki ve Kaçırılan An

  • Yetki itirazı, cevap dilekçesinde ve ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir.
  • İtirazda yalnızca mahkemenin yetkisiz olduğu değil, yetkili mahkemenin hangisi olduğu da gösterilmelidir.
  • Süresinde ileri sürülmeyen itiraz, mahkemeyi yetkili hale getirir.
  • Görev itirazı ile yetki itirazı karıştırılmamalıdır; ikisinin usulü ve sonucu farklıdır.

Arabuluculuk Aşamasının Yer Sorunu

Ticari davalarda alacak ve tazminat talepleri bakımından arabuluculuk dava şartıdır. Başvurunun yetkili arabuluculuk bürosuna yapılması gerekir; yanlış büroya yapılan başvuru karşı tarafça ileri sürüldüğünde sürecin tekrarlanması gündeme gelebilir. Bu nedenle yetki analizi dava aşamasında değil, arabuluculuk başvurusundan önce yapılmalıdır. Süre yönetiminde de bu aşamanın takvime ayrıca eklenmesi gerekir.

Ticari İlişkiyi Sürdürerek Anlaşmak mı, Dava Açmak mı?

Karşı tarafla çalışmanın devam ettiği bir tedarik veya distribütörlük ilişkisinde, dava açmak çoğu zaman ilişkinin fiilen sona ermesi anlamına gelir. Bu durumda alacağın tahsili kadar ilişkinin değeri de tartılmalıdır. Buna karşılık karşı taraf ödeme güçlüğü işaretleri veriyor, mal varlığını devrediyor veya benzer davranışları tekrar ediyorsa, gecikme tahsil kabiliyetini düşürür; burada ihtiyati tedbir ve haciz seçenekleriyle birlikte hızlı hareket etmek gerekir. 6102 sayılı Kanun kapsamındaki defter ve kayıt düzeninin bu değerlendirmede güçlü bir kaynak sunduğu göz ardı edilmemelidir.

Bu içerik genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Sözleşmenizin metni ve tarafların sıfatı sonucu değiştirebileceğinden, uyuşmazlığın başında hukuki değerlendirme yapılması yararlı olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla