Yapay zekâ ile üretilen sahte görüntü ve ses kayıtları, mağdurun ilk birkaç saatte verdiği kararla yön değiştiren bir uyuşmazlık türüdür. İçerik yayıldıkça hem tespiti hem de kaldırılması zorlaşır. Bu rehber, deepfake içerik karşısında platform başvurusunun nasıl kurgulanacağını ve başvuruyla yetinmek ile yargı yoluna gitmek arasındaki tercihin hangi ölçütlerle yapılacağını ele alır.
İlk Saat: İçeriği Kanıtlanabilir Biçimde Sabitlemek
Deepfake dosyalarının en belirgin özelliği, şikâyet üzerine hızla silinip başka hesaplardan yeniden yayımlanmasıdır. Bu nedenle kaldırma talebinden önce içeriğin sabitlenmesi gerekir. Sabitleme yalnızca ekran görüntüsü almak değildir; içeriğin bulunduğu tam adres, hesap kimliği, yayın zamanı, görüntülenme sayısı ve mümkünse dosyanın kendisi birlikte saklanmalıdır. Noter aracılığıyla tespit yaptırmak, sonraki aşamada dosyanın delil değerini belirgin biçimde güçlendirir.
Platform Başvurusu ile 5651 Yolunun Ayrı Ayrı Kurulması
Platformun kendi bildirim mekanizması, hızlı ama sonucu garanti olmayan bir yoldur; talep reddedilirse ayrıca gerekçe alınamayabilir. 5651 sayılı Kanun kapsamındaki içerik kaldırma ve erişim engelleme yolu ise bağlayıcı bir karara dayanır. Uygulamada isabetli olan, ikisini birbirinin alternatifi değil, birbirini besleyen iki hat olarak yürütmektir: platform başvurusunun reddi veya yanıtsız kalması, yargısal talebin aciliyetini ortaya koyan somut bir dayanak hâline gelir.
Ceza ve Veri Koruma Katmanının Ayrıştırılması
Aynı fiil çoğu zaman birden fazla hukuki katmana dokunur. İçeriğin üretiminde bir sisteme hukuka aykırı erişim varsa TCK'nın bilişim sistemlerine yönelik suçlara ilişkin 243-245. maddeleri; kişinin görüntü ve ses verisinin işlenmesi söz konusuysa 6698 sayılı KVKK çerçevesi gündeme gelir. Bu katmanların tek dilekçede karıştırılması, merci bakımından eksiklik doğurur. Her katman için ayrı talep, ayrı delil kümesi ve ayrı takvim kurulması daha sağlıklıdır.
Uzlaşma mı, Dava mı: Kararın Somut Ölçütleri
Bu tür dosyalarda en kritik kırılma noktası, karşı tarafın içeriği kaldırma ve özür yönünde yaklaşması hâlinde uzlaşma seçeneğinin değerlendirilmesidir. Karar verirken şu soruların yanıtlanması gerekir: içerik gerçekten tüm kopyalarıyla kaldırılabilir mi, yeniden yayımlanmasını engelleyen bir taahhüt var mı, mağdurun uğradığı zarar tazminatla giderilebilir nitelikte mi, fiil takibi şikâyete bağlı olmayan bir suç oluşturuyor mu? Uzlaşma sonrası içeriğin başka hesaplardan yeniden yayımlanması ihtimali göz ardı edilirse, mağdur hem tazminat hem de yargı yolu bakımından zayıf bir konuma düşebilir.
Süreci Zayıflatan Tipik Tercihler
- İçeriği sabitlemeden doğrudan şikâyet butonuna basmak
- Kaldırma talebini yalnızca kişisel hesap üzerinden yürütüp yazılı kayıt bırakmamak
- Erişim engelleme talebini yalnızca tek adres için kurmak, mükerrer yayınları kapsam dışı bırakmak
- Uzlaşma görüşmesini, yeniden yayım yasağına ilişkin açık bir metne bağlamadan sonuçlandırmak
Buradaki değerlendirmeler genel nitelikte olup her dosyanın teknik ve olgusal özellikleri farklı sonuç doğurabilir. İçeriğin niteliği ve yayılma hızı dikkate alınarak, adım atmadan önce hukuki görüş alınması yerinde olur.