Ticari veya adi bir satım ilişkisinde teslim edilen malın sözleşmeye uygun olmadığı iddiası, çoğu zaman ayıbın varlığından değil ayıbın zamanında ve usulüne uygun bildirilmediğinden dolayı sonuçsuz kalır. TBK bakımından ayıp iddiasının kaderini belirleyen ilk unsur muayene ve ihbar yükümlülüğüdür.
Muayene ve İhbar Yükümlülüğü
Alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmek ve tespit ettiği ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Açık ayıplarda bildirim gecikirse mal kabul edilmiş sayılır. Gizli ayıplarda ise süre, ayıbın ortaya çıktığı andan itibaren işlemeye başlar. Bildirimin ispatlanabilir bir kanaldan yapılması gerekir:
- Noter ihtarnamesi veya kayıtlı elektronik posta,
- Teslim tutanağına düşülen şerh,
- Karşı tarafın cevabını içeren yazışma zinciri.
Telefonla yapılan bildirim, karşı taraf kabul etmediği sürece ispat edilemez ve uygulamada en sık karşılaşılan zayıf halkadır.
Ayıbın Teslim Anında Var Olduğunun İspatı
Asıl tartışma çoğu kez ayıbın teslim anında mevcut olup olmadığında düğümlenir. Bu noktada delil tespiti kurumu belirleyici önem taşır; dava açılmadan önce mahkemeden delil tespiti istenerek malın o andaki durumu bilirkişi eliyle kayıt altına alınabilir. Malın kullanılmaya devam edilmesi veya üçüncü kişiye devri, sonraki incelemenin değerini ciddi biçimde düşürür. Tüketici işlemi niteliğindeki satımlarda ise TKHK, ilk aylarda ortaya çıkan ayıplar bakımından alıcı lehine bir karine öngörür; bu ayrım ispat yükünün yönünü değiştirir.
Görev ve Yetki: İlişkinin Niteliği Belirler
Aynı ayıp iddiası, tarafların sıfatına göre farklı mahkemelerde görülür. Alıcı tüketici ise tüketici mahkemesi, her iki taraf da tacir ve ilişki ticari işletmeyle ilgiliyse asliye ticaret mahkemesi, bunların dışındaki hâllerde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Yetki bakımından davalının yerleşim yeri genel kuraldır; sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesi de seçilebilir. Tacirler arasında yapılan yetki sözleşmesi geçerlidir, ancak tüketici aleyhine konulan benzer kayıtlar aynı sonucu doğurmaz.
Zamanaşımı ve Kötüniyet İstisnası
Satım sözleşmesinde ayıptan doğan talepler kural olarak teslimden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak satıcı ayıbı ağır kusuruyla gizlemişse bu süreden yararlanamaz. Kötüniyet iddiasının somut olgulara dayandırılması gerekir; genel nitelemeler bu istisnayı işletmez.
Sulh Görüşmesi Sürerken Süre Durmaz
Satıcıyla yürütülen onarım ve değişim görüşmeleri uzadıkça zamanaşımı işlemeye devam eder. Ticari davaların önemli bir bölümünde arabuluculuk zaten dava şartıdır ve bu başvuru süreleri bakımından koruyucu bir işlev görür. Buna karşılık resmî bir başvuru yapılmadan sürdürülen yazışmalar aynı korumayı sağlamaz. Uzlaşma yolunu tercih ederken bu takvim mutlaka hesaba katılmalıdır.
Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sözleşme hükümleri ve teslim belgeleri sonucu belirlediğinden, talebinizi ileri sürmeden önce hukuki görüş almanız yerinde olur.