İçeriğe geç
AC

Ayıp İddiasında Sözleşme Yorumu: Muayene ve İhbar Külfetini Kaçırmamak

25 Mart 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 76 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Satın alınan şeyin ayıplı çıkması hâlinde alıcının hakları, sözleşmede ne yazdığı kadar alıcının teslimden sonra ne yaptığına da bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu, satıcının ayıptan sorumluluğunu düzenlerken alıcıya bir külfet yükler: teslim alınan şeyi gözden geçirmek ve ayıbı zamanında bildirmek. Bu külfet yerine getirilmediğinde, ayıp gerçekten var olsa bile alıcı satılanı kabul etmiş sayılır.

Muayene ve İhbar: Külfetin İki Ayağı

Alıcı, satılanı devraldıktan sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmekle yükümlüdür. Bu incelemede ortaya çıkan açık ayıpların uygun süre içinde satıcıya bildirilmesi gerekir. Gizli ayıplarda ise süre, ayıbın sonradan ortaya çıktığı anda işlemeye başlar ve bildirimin gecikmesiz yapılması beklenir. Tacirler arasındaki satışlarda muayene ve ihbar için beklenen süreler, tüketici işlemlerine göre çok daha kısadır; bu fark, ticari alımlarda dosyanın en kırılgan noktasıdır.

Ayıbın Varlığı Sözleşme Metninden Okunur

Ayıp, satılanın sözleşmede belirtilen niteliklere ya da alıcının dürüstlük kuralına göre bekleyebileceği özelliklere sahip olmamasıdır. Dolayısıyla ayıp tartışması aslında bir sözleşme yorumu tartışmasıdır. Şu unsurlar yorumun malzemesini oluşturur:

  • Teknik şartname, katalog ve numune gibi ekler
  • Satış öncesi verilen yazılı taahhütler ve tanıtım beyanları
  • Kullanım amacının sözleşmede açıkça belirtilip belirtilmediği
  • Sektörde o mal için yerleşmiş standartlar
  • Teslim sırasında düzenlenen kabul tutanağındaki çekinceler

Bildirimin Nasıl Yapılacağı

İhbarın geçerliliği için belirli bir şekil aranmasa da ispat yükü alıcıdadır. Bu nedenle bildirimin noter aracılığıyla ya da içeriği ve tarihi doğrulanabilir bir kanaldan yapılması gerekir. Bildirimde ayıbın niteliği somut biçimde tanımlanmalı, hangi seçimlik hakkın kullanıldığı belirtilmelidir. Yalnızca şikâyet bildiren, ancak talebi yazmayan yazışmalar, sonraki aşamada seçimlik hakkın kullanılıp kullanılmadığı tartışmasını doğurur.

Zamanaşımı ve İki İstisna

Ayıptan doğan davalar için kanunda öngörülen süre, kural olarak teslimden itibaren iki yıl, taşınmazlarda ise beş yıldır. Bu sürenin iki önemli istisnası vardır. Birincisi, satıcının ayıbı ağır kusuruyla gizlemiş olmasıdır; bu durumda zamanaşımı savunmasından yararlanamaz. İkincisi, sözleşmede daha uzun bir sorumluluk süresi kararlaştırılmış olmasıdır. Tüketici işlemi söz konusuysa 6502 sayılı Kanun'un kendi süre ve seçimlik hak düzeni öncelikle uygulanır; hangi rejimin geçerli olduğunun baştan belirlenmesi gerekir.

Delil Tespiti: Erken Yapılması Gereken İş

Ayıplı malın niteliği zamanla değişebilir, kullanılabilir, onarılabilir veya elden çıkabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce mahkemeden delil tespiti istenmesi, bilirkişi incelemesinin malın ilk hâli üzerinden yapılmasını sağlar. Tespit yapılmadan yürütülen dosyalarda, ayıbın kullanımdan mı yoksa üretimden mi kaynaklandığı sorusu çoğu zaman cevapsız kalır.

Yukarıdaki bilgiler genel niteliktedir ve sözleşme türüne göre değişir. Ayıbı fark ettiğiniz anda ihbar süresi işlemeye başladığından, bildirim metnini göndermeden önce bir hukukçudan görüş almanız hak kaybını önler.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla