Teslim edilen mal veya yapılan iş sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımıyorsa alıcının elinde birden fazla seçimlik hak bulunur. Ancak bu hakların kullanılabilmesi, önce ayıbın usulüne uygun bildirilmesine, sonra da talebin ölçülebilir bir hesaba dayandırılmasına bağlıdır. Uygulamada dosyaların önemli bölümü hakkın varlığından değil, bildirimin ispatlanamamasından kaybedilir.
Bildirim Hakkı Ayakta Tutar
Türk Borçlar Kanunu, alıcıya gözden geçirme ve ayıbı bildirme yükümlülüğü yükler. Bildirimin sözlü yapılması yeterli değildir; noter ihtarnamesi, kayıtlı elektronik posta veya karşı tarafın yazılı kabulünü içeren yazışma tercih edilmelidir. Bildirimde ayıbın niteliği, ne zaman fark edildiği ve hangi seçimlik hakkın kullanıldığı açıkça yazılmalıdır. "Sorun var, ilgilenin" ifadesi hukuken bildirim sayılmakta zorlanır.
Seçimlik Hak ile Hesap Arasındaki Bağ
- Sözleşmeden dönme: bedelin iadesi ve iade masrafları hesaba girer
- Bedelden indirim: ayıplı ve ayıpsız değer arasındaki fark esas alınır
- Onarım talebi: giderim maliyeti ve gecikmeden doğan zarar ayrı yazılır
- Ayıpsız misliyle değişim: mevcut piyasa değeri farkı gündeme gelir
Hangi hak kullanılırsa hesap yöntemi de ona göre değişir. Dilekçede talep kaleminin adı ile hesap yöntemi uyumsuzsa, bilirkişi incelemesi talebi karşılamayan bir rapora dönüşebilir.
Bilirkişiye Hazır Dosya Kurmak
Hesap tartışmasının merkezinde teknik inceleme durur. Bu nedenle sözleşme ve ekleri, teknik şartname, teslim tutanağı, fatura, ödeme kayıtları, ayıba ilişkin fotoğraf ve varsa servis raporları tarih sırasına göre klasörlenmelidir. Delil tespiti yaptırılması, özellikle ayıbın zamanla değişebileceği durumlarda dosyanın en değerli parçası olur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun delil tespitine ilişkin usulü bu amaçla kullanılır.
Zamanaşımı ve Gizli Ayıp Ayrımı
Açık ayıplarda süre teslimle işlemeye başlarken, ancak kullanımla ortaya çıkan gizli ayıplarda değerlendirme farklıdır. Satıcının ayıbı ağır kusurla gizlediği hâllerde ise sınırlı süreye dayanamayacağı kabul edilir. Karşı taraf tüketici sıfatını taşıyorsa 6502 sayılı Kanun'un koruyucu hükümleri devreye girer ve başvuru mercii değişebilir. Bu nedenle sürelerin hesabı, sözleşmenin tarafları belirlendikten sonra yapılmalıdır.
Bu metin genel bir yol haritasıdır; sözleşme türü, ayıbın niteliği ve tarafların sıfatı sonucu değiştirir. İhtarnamenizi göndermeden önce seçimlik hakkınızı ve hesap yönteminizi bir hukukçuyla belirlemeniz, sonraki aşamada geri dönülemez tercihlerin önüne geçer.