İçeriğe geç
AC

Sözleşmeye Aykırılıkta İspat: Senetle İspat Kuralı ve Temerrüt Belgesi

19 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 74 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Sözleşme ihlallerinde tartışma çoğu zaman ihlalin varlığı üzerinde değil, ihlalin nasıl kanıtlanacağı üzerinde yoğunlaşır. TBK ve HMK ekseninde kurulan bu ispat düzeni bilinmeden hazırlanan dilekçeler, esasen haklı taleplerin dahi eksik kalmasına yol açar. Bu rehber, delil düzeninin kurulmasına ve talebin doğru mercie yöneltilmesine odaklanır.

İhlali Değil, İhlalin Sonucunu İspatlayın

Tazminat talebinde üç unsurun ayrı ayrı gösterilmesi gerekir: sözleşmeye aykırı davranış, bundan doğan zarar ve ikisi arasındaki bağ. Uygulamada dilekçelerin ağırlığı aykırılığın anlatımına verilir; zarar kalemi ise götürü bir rakamla geçiştirilir. Oysa zararın hesabına esas alınan kalemlerin belgelenmesi, talebin miktarını doğrudan belirler.

  • İkame temin bedeli, gecikmeden doğan ek maliyetler
  • Yoksun kalınan kazancın hesabına esas kayıtlar
  • Cezai şart öngörülmüşse şartın doğduğu anı gösteren belge
  • Zararı azaltmak için alınan önlemlere ilişkin kayıtlar

Senetle İspat Kuralı ve Tanık Yasağı

HMK uyarınca belirli bir parasal değerin üzerindeki hukuki işlemler senetle ispatlanmalıdır ve bu sınırın üzerindeki işlemlere karşı tanık dinletilemez. Söz konusu sınır her yıl yeniden belirlendiğinden, sözleşmenin kurulduğu tarihteki değere bakılması gerekir. Kuralın istisnaları vardır: delil başlangıcı sayılabilecek bir yazılı belgenin varlığı, karşı tarafın açık muvafakati ve senedin alınmasında imkânsızlık bulunan hâller bunların başında gelir.

Delil Başlangıcı Küçük Bir Belgede Saklı Olabilir

Sözleşmenin tamamını göstermeyen ama iddiayı muhtemel kılan bir e-posta, sipariş teyidi veya kısmi ödeme dekontu, tanık dinletme imkânını açabilir. Bu nedenle dosya hazırlanırken yalnızca ana sözleşme değil, ilişkinin tüm yazışma geçmişi taranmalıdır.

Temerrüdü Kurmak: İhtarname Mimarisi

Alacağın muaccel olması ile borçlunun temerrüde düşmesi farklı anlardır. Faizin başlangıcı, dönme veya fesih hakkının kullanılabilmesi çoğu zaman usulüne uygun bir ihtara bağlıdır. İhtarnamede sürenin açıkça verilmesi, sürenin sonunda kullanılacak hakkın belirtilmesi ve tebligatın ispatlanabilir bir kanalla yapılması gerekir. Sürekli edimli sözleşmelerde fesih ile dönme arasındaki tercih, sonradan geri alınamayacağı için baştan doğru yapılmalıdır.

Karşı Taraf Tüketiciyse Yol Değişir

İlişkinin bir tarafı tüketici sıfatı taşıyorsa TKHK devreye girer ve uyuşmazlık, tutarına göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi önünde çözülür. Genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde açılan dava bu durumda görev yönünden reddedilir. Ticari ilişkilerde ise para alacaklarında arabuluculuk dava şartı olduğundan, bu aşama atlanamaz.

Dava Öncesi Kontrol

  1. Sözleşme tarihindeki senetle ispat sınırı kontrol edildi mi?
  2. Delil başlangıcı sayılabilecek belgeler tarandı mı?
  3. Temerrüt ihtarı usulüne uygun tebliğ edildi mi?
  4. Karşı tarafın sıfatına göre doğru merci belirlendi mi?

Yukarıdaki değerlendirmeler genel niteliktedir; her sözleşmenin metni ve tarafların sıfatı sonucu değiştirebilir. Talebinizi ileri sürmeden önce delil düzeninizi bir hukukçuyla gözden geçirmeniz, sonradan telafisi güç eksiklikleri önler.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla