Tazminat talepleri TBK ekseninde kurulurken, sonucun büyük bölümü davadan önce yapılan bildirimlerde belirlenir. İhbarın ne zaman, kime ve hangi içerikle yapıldığı; faizin ne zaman işlemeye başladığını, ispat yükünün nasıl dağılacağını ve HMK kurallarına göre hangi delilin dosyaya girebileceğini etkiler.
İhbar, İhtar ve Bildirim Ayrımı
Uygulamada bu üç kavram sıkça birbirinin yerine kullanılır; oysa işlevleri farklıdır. İhbar, bir olgunun karşı tarafa bildirilmesidir; ayıp bildirimi buna örnektir. İhtar, borcun yerine getirilmesi için süre tanıyan ve sonucunu bildiren beyandır. Davanın ihbarı ise üçüncü kişinin yargılamadan haberdar edilmesine ilişkin ayrı bir usul kurumudur. Dilekçe ve yazışmalarda hangisinin amaçlandığı açıkça belirtilmelidir.
Temerrüdü Kurmak
- Borcun muaccel olduğu tarih belirlenmeli ve belgeye bağlanmalıdır
- İhtarda ödenmesi istenen tutar ve dayanağı açıkça gösterilmelidir
- Kesin vade kararlaştırılmışsa ayrıca ihtara gerek olup olmadığı değerlendirilmelidir
- Tebliğ kaydı, faiz başlangıcının ispatı bakımından saklanmalıdır
- Tüketici işlemi söz konusuysa TKHK kapsamındaki özel kurallar gözetilmelidir
Zamanaşımının İki Katmanı
Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde zamanaşımı iki katmanlıdır: zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren işleyen kısa süre ile fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyen uzun süre. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımının uygulanabileceği hâller ayrıca değerlendirilmelidir. Sözleşmeye aykırılıktan doğan taleplerde ise ilişkinin türüne göre farklı süreler geçerlidir. Bu nedenle dosyanın hukuki temeli baştan doğru seçilmelidir.
Zararı Hesaplanabilir Hâle Getirmek
- Fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç ayrı kalemler olarak gösterilir
- Her kalem için dayanak belge listelenir
- Manevi tazminat talebi olayla bağı kurularak ayrıca gerekçelendirilir
- Belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki tercih gerekçeye bağlanır
- Bilirkişi incelemesine esas veriler dilekçe ekinde sunulur
Usule Aykırı İşlem Riskleri
Sık görülen hatalar arasında; ihtarın borçlu yerine üçüncü kişiye gönderilmesi, faiz talebinin türü belirtilmeden yazılması, dava değerinin eksik gösterilmesi nedeniyle harç sorunu doğması ve delil listesinin süresinde sunulmaması bulunur. Ayrıca ıslah imkanının zamanında kullanılmaması, dava değerinin sonradan yükseltilmesini fiilen imkânsız hâle getirebilir.
Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir; sözleşme hükümleri ve olayın gelişimi sonucu değiştirebilir. İhtarname gönderilmeden önce metnin ve takvimin hukuki denetimden geçirilmesi ileride doğacak tartışmaları azaltır.