Tazminat taleplerinde davanın kaderini çoğu zaman hesabın kendisi değil, talebin hangi mahkemeye ve hangi kalemler halinde sunulduğu belirler. Aynı olaydan doğan zarar, sözleşme ilişkisine, tarafların sıfatına ve uyuşmazlığın niteliğine göre farklı yargı kanallarına düşebilir. Aşağıda TBK, HMK ve TKHK ekseninde bu ayrım pratik biçimde ele alınmaktadır.
Önce ilişkinin tipini belirleyin
Zararın kaynağı bir sözleşmenin ihlali mi, yoksa sözleşme dışı bir haksız fiil mi? Bu ayrım yalnızca teorik değildir: ispat yükü, zamanaşımı ve karşı tarafın sorumluluk sınırı buna göre değişir. Aynı olayda her iki sorumluluk türü birlikte doğabiliyorsa, dilekçede kademeli olarak ikisine de dayanılması savunma alanını genişletir.
Merci seçiminde ayrım noktaları
- Taraflardan biri tüketici sıfatını taşıyorsa uyuşmazlık TKHK kapsamında değerlendirilir; bu durumda parasal sınıra göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi devreye girer.
- Her iki taraf da tacir ise ve uyuşmazlık ticari nitelikteyse asliye ticaret mahkemesi görevlidir ve dava öncesi arabuluculuk şartı gündeme gelir.
- Bu iki grubun dışındaki genel nitelikli tazminat talepleri asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Tüketici sıfatı bulunan bir uyuşmazlığın doğrudan genel mahkemeye taşınması ya da parasal sınır altındaki bir talebin hakem heyeti aşaması atlanarak dava edilmesi, dosyanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açabilir.
Hesabı savunulabilir kılan kalem ayrımı
- Fiili zarar: yapılan ödemeler, fatura, dekont ve onarım bedelleri belgeyle gösterilir.
- Yoksun kalınan kazanç: beklenen gelirin somut dayanağı, önceki dönem kayıtlarıyla karşılaştırmalı sunulur.
- Manevi zarar: ayrı bir kalem olarak ve olayın kişilik hakkına etkisi anlatılarak talep edilir.
- Faiz: türü ve başlangıç tarihi açıkça yazılır; temerrüdün hangi bildirimle oluştuğu gösterilir.
Belirsiz alacak mı, kısmi dava mı?
Zararın tutarı dava anında tam olarak hesaplanamıyorsa, talebin hangi dava türüyle kurulacağı HMK bakımından önem taşır. Yanlış tercih, ıslah ve zamanaşımı bakımından geri dönülmesi güç sonuçlar doğurabilir. Bu seçim dilekçe yazılmadan önce, elde bulunan belgelerin hesaba elverişli olup olmadığı değerlendirilerek yapılmalıdır.
İhtar ve temerrüt kaydı
Dava öncesinde gönderilen ihtarname yalnızca bir nezaket adımı değildir; temerrüdün başlangıcını belgeleyerek faiz talebini güçlendirir. İhtarda talebin tutarı, dayanağı ve ödeme için verilen süre yazılmalı, tebliğ belgesi dosyada saklanmalıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Zararın kapsamı ve tarafların sıfatı her olayda farklı olduğundan, hesap ve merci tercihinden önce hukuki görüş alınması yerinde olur.