İçeriğe geç
AC

Haksız Fiil Davasında Yetkili Mahkeme Seçenekleri ve Görev Hataları

19 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 73 görüntülenme Son güncelleme: 10 Ağustos 2026

Haksız fiil kaynaklı tazminat taleplerinde davacı, çoğu davada olduğundan daha geniş bir yetki seçeneğine sahiptir. TBK zararın giderilmesine ilişkin esasları belirlerken, HMK bu seçeneklerin çerçevesini çizer. Bu esnekliğin bilinmemesi, davacıyı gereksiz yere uzak bir mahkemeye yönlendirir; yanlış kullanılması ise yetkisizlik kararına yol açar.

Yetkide Seçimlik Haklar

Haksız fiilden doğan davalarda davacı, genel yetki kuralına göre davalının yerleşim yeri mahkemesine başvurabileceği gibi, fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemesini de tercih edebilir. Fiilin işlendiği yer ile zararın doğduğu yerin farklı olduğu durumlarda bu ayrım özellikle önem kazanır. Seçim yapıldıktan sonra dilekçede yetkinin hangi bağlantı noktasına dayandığının açıkça belirtilmesi, yetki itirazını karşılamayı kolaylaştırır.

Asıl Tuzak: Görev

Yetki doğru belirlense bile görev yanlış seçilirse dosya yine usulden kapanır. Aynı olay farklı taraf sıfatlarına göre farklı mahkemelere gidebilir:

  • Taraflardan biri tüketici, diğeri satıcı veya sağlayıcı ise TKHK çerçevesinde tüketici mahkemesi görevlidir.
  • İki tacir arasındaki ticari ilişkiden doğan uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi devreye girer.
  • Bunların dışında kalan genel nitelikli tazminat talepleri asliye hukuk mahkemesinde görülür.
  • İş ilişkisinden doğan zararlarda iş mahkemesinin görev alanı ayrıca değerlendirilir.

İhtarın Fonksiyonu

Haksız fiilde borçlu kural olarak fiil anından itibaren sorumlu tutulsa da, ihtar dosyada birden çok işlev görür. Zararın kapsamına ilişkin karşı tarafa yapılan bildirim, sonradan ileri sürülen "haberim yoktu" savunmasını zayıflatır; ayrıca uzlaşma görüşmelerinin başlangıcını ve tarafların tutumunu belgeler. İhtarın içeriğinde zararın kalemleri ayrıştırılmış şekilde yer almalı, tek bir toplu rakam yazılmamalıdır.

Zamanaşımı ve Ceza Zamanaşımı İlişkisi

Haksız fiilde zamanaşımı, zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren işleyen kısa süre ile fiilin gerçekleştiği andan itibaren işleyen uzun sürenin birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa, ceza hukukundaki daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebine uygulanması gündeme gelebilir. Bu ihtimalin dilekçede gerekçelendirilmesi, zamanaşımı def'ine karşı en etkili cevaptır.

Dava Öncesi Hazırlık Adımları

  1. Zarar kalemleri maddi ve manevi olarak ayrı ayrı listelenir.
  2. Her kalem için dayanak belge eşleştirilir; belgesiz kalemler ayrıca işaretlenir.
  3. Kusur oranı tartışmalıysa teknik değerlendirme ihtiyacı baştan öngörülür.
  4. Birden fazla sorumlu varsa müteselsil sorumluluk iddiası dilekçeye eklenir.
  5. Karşı tarafın ödeme gücü ve mal varlığı, ihtiyati haciz ihtiyacı bakımından değerlendirilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Tarafların sıfatı ve fiilin niteliği hem görevli mahkemeyi hem de zamanaşımı hesabını değiştirebileceğinden, dava stratejisinin somut belgeler üzerinden kurulması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla