Aynı olay hem sözleşmeye aykırılık hem haksız fiil gibi görünebilir. Bir tedarikçinin ayıplı ürün vermesi, bir onarımın hatalı yapılması ya da bir hizmet sırasında zarar doğması bunun tipik örnekleridir. Bu nitelendirme akademik bir tercih değildir: davanın hangi mahkemede ve nerede açılacağını, hatta ispat yükünü doğrudan değiştirir.
Nitelendirme Neden Yetkiyi Değiştirir
Türk Borçlar Kanunu, sözleşmeden doğan sorumluluk ile haksız fiil sorumluluğunu ayrı temellere oturtur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise bu ayrımı yetki kurallarına yansıtır. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de seçilebilirken, haksız fiile dayanan davalarda fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri gündeme gelir. Her iki halde davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili olarak açık kalır.
Sonuç şudur: talebi haksız fiile dayandırıp kendi yerleşim yerinde dava açan taraf, mahkeme uyuşmazlığı sözleşmesel olarak nitelendirdiğinde yetkisizlikle karşılaşabilir. Dosya doğru mahkemeye gönderilse bile aylar kaybedilir.
Görev Katmanı: Genel Mahkeme, Tüketici, Ticaret
- Taraflardan biri tüketici sıfatını taşıyorsa Tüketici Kanunu devreye girer ve tüketici mahkemesi kesin görevli hale gelir.
- İki tacir arasındaki ticari iş niteliğindeki uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
- Bunların dışında kalan alacak ve tazminat talepleri asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Görev kuralı kamu düzenindendir ve yargılamanın her aşamasında dikkate alınır; tarafların sessiz kalması bu sonucu değiştirmez.
Sözleşme Yorumunda Sık Yapılan Hatalar
- Yazılı metne bakılıp tarafların gerçek ve ortak iradesinin araştırılmaması.
- Yetki şartının varlığına rağmen dilekçede hiç tartışılmaması.
- Genel işlem koşullarının denetime tabi olabileceğinin gözden kaçırılması.
- Sözleşmede geçen teknik terimlerin sektörel karşılığının delillendirilmemesi.
- Fesih, dönme ve tazminat taleplerinin birbirine karıştırılması.
Yanlış Mercie Başvuru Riskini Nasıl Azaltırsınız
Dava dilekçesinde hukuki nitelendirme tek bir seçenekle sınırlandırılmamalı, olgular ayrıntılı biçimde anlatılmalıdır. Hâkim hukuku resen uygular; ancak bunun için maddi vakıaların dosyaya eksiksiz taşınmış olması gerekir. Yetki bakımından güvenli yol, uyuşmazlık sınırdaysa davalının yerleşim yeri mahkemesini tercih etmektir; bu seçenek her iki nitelendirmede de geçerliliğini korur.
Zamanaşımı açısından da ayrım önemlidir: sözleşmesel talepler ile haksız fiil talepleri farklı sürelere tabidir. Bu nedenle başvuru öncesinde her iki ihtimal için süre hesabı ayrı ayrı yapılmalıdır.
Yukarıdaki değerlendirmeler genel bilgilendirme amacı taşır. Sözleşme metniniz, yazışmalar ve zarar kalemleri incelenmeden yapılacak nitelendirme yanıltıcı olabilir; dosyanıza özgü bir hukuki görüş almanız önerilir.