Tazminat davalarında talebin reddedilmesinin ya da kısmen kabul edilmesinin en yaygın sebebi, hukuki gerekçenin zayıflığı değil hesabın kurulamamasıdır. Zarar kalemleri birbirine karıştığında bilirkişi raporu talebi karşılamaz, ıslah aşaması da beklenen sonucu vermez. Bu rehber, Türk Borçlar Kanunu ve HMK çerçevesinde tazminat hesabının kurulmasını ele alır.
Zararı Kalemlere Ayırmak
Hesabın ilk adımı, tek bir rakam yerine ayrıştırılmış bir tablo kurmaktır. Tipik ayrım şöyledir:
- Fiilen yapılan harcamalar, yani fiili zarar
- Elde edilemeyen kazanç, yani yoksun kalınan kâr
- Sürekli etki doğuran kayıplar için hesaplanan gelecek dönem zararı
- Kişilik hakkı ihlaline bağlı manevi tazminat
- Faiz ve yargılama giderleri
Her kalem ayrı belgeyle desteklenmelidir. Fatura, sözleşme, ödeme dekontu ve yazışmalar aynı klasörde ancak farklı sekmelerde tutulduğunda, bilirkişiye sunulan dosya çok daha güçlü olur.
Nedensellik Bağını Görünür Kılmak
Hesap ne kadar ayrıntılı olursa olsun, her kalemin karşı tarafın davranışıyla bağlantısı gösterilmelidir. Bu bağ kurulmadığında, gerçekten yapılmış harcamalar dahi tazminat kapsamı dışında bırakılabilir. Zararın doğduğu tarih ile fiilin gerçekleştiği tarih arasındaki mesafe uzadıkça bu açıklamanın önemi artar.
Talep Tipini Doğru Seçmek
- Zarar başlangıçta tam olarak hesaplanabiliyorsa tam eda davası tercih edilir.
- Hesap için karşı tarafın veya üçüncü kişilerin elindeki kayıtlar gerekiyorsa belirsiz alacak davası gündeme gelir.
- Yalnızca bir kısmı talep edilecekse kısmi dava tercih edilir ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur.
- Seçilen dava türüne göre harç, faiz başlangıcı ve zamanaşımının kesileceği kapsam farklılaşır.
Yanlış dava türü seçimi, esasa girilmeden usulden kayıp doğurabileceği gibi, talep edilen tutarın bir bölümü bakımından zamanaşımı riskini de büyütür.
Müterafik Kusur ve Denkleştirme
Karşı taraf çoğu zaman zararın bir kısmının davacının kendi davranışından doğduğunu ileri sürer. Bu savunmaya karşı önceden hazırlık yapmak gerekir. Ayrıca zarar nedeniyle elde edilen bir menfaat varsa, örneğin sigortadan alınan ödeme ya da tasarruf edilen gider, bunun hesaptan düşüleceği bilinmelidir. Bu kalemleri baştan dilekçede göstermek, dosyanın güvenilirliğini artırır.
Sulh Teklifi ile Yargılama Arasındaki Karar
Karşı tarafın sunduğu sulh teklifi değerlendirilirken yalnızca rakam karşılaştırılmamalıdır. Yargılamanın öngörülen süresi, bilirkişi ve keşif giderleri, faizin işleyeceği dönem ve borçlunun ödeme kabiliyeti hesaba katılmalıdır. Tahsil kabiliyeti zayıf bir borçludan alınacak peşin ödeme, kâğıt üzerinde yüksek görünen bir ilamdan daha değerli olabilir. Sulh metninde hangi kalemlerin kapsandığı ve feragat edilen hakların sınırı mutlaka açık yazılmalıdır.
Yukarıdaki çerçeve genel niteliktedir; sözleşmenin türü, zararın doğuş biçimi ve tarafların sıfatı hesabı kökten değiştirebilir. Dava açmadan önce kalem tablosunun uzman görüşüyle birlikte gözden geçirilmesi önerilir.