İçeriğe geç
AC

Sözleşmeden Doğan Alacaklarda Zamanaşımı ve Arabuluculuk: Usul Hatasına Düşmeden Uygulama

1 Nisan 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 83 görüntülenme Son güncelleme: 10 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan alacaklarda uyuşmazlık çoğu zaman alacağın varlığından değil, zamanaşımı definin ne zaman ve hangi usulle ileri sürüldüğünden doğar. Araya arabuluculuk aşaması girdiğinde tablo daha da karmaşıklaşır: sürecin sürenin işleyişine etkisi doğru okunmazsa, esasa hiç girilmeden sonuç alınamaz. Bu rehber, TBK ve HMK ekseninde zamanaşımı ile arabuluculuk ilişkisini pratik bir işleyiş planına dönüştürmeyi amaçlar.

Sürenin Başladığı An Nasıl Tespit Edilir

Zamanaşımı, alacağın muaccel hâle geldiği anda işlemeye başlar. Bu nedenle ilk iş, sözleşmedeki vade hükmünü, aşamalı ödeme planını ve varsa şarta bağlılık kaydını ayrı ayrı okumaktır. Dönemsel edimlerde her taksit için ayrı bir başlangıç anı doğabileceğinden, tek bir tarih üzerinden hesap yapmak yanıltıcıdır. Alacağın niteliği (kira, satım bedeli, vekâlet ücreti, eser sözleşmesinden doğan bedel) süreyi belirleyen ilk ayrımdır; ilişkinin tüketici işlemi olup olmadığı ise TKHK bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Arabuluculuk Aşamasının Süreye Etkisi

Arabuluculuk mevzuatı, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının durmasını ve hak düşürücü sürenin işlememesini öngörür. Buradaki kritik nokta, korumanın usulüne uygun başvuruya bağlı olmasıdır: yetkisiz büroya yapılan başvuru, eksik taraf gösterimi veya son tutanağın usulüne uygun düzenlenmemesi bu korumayı tartışmalı hâle getirir. Ticari uyuşmazlıklar ile tüketici uyuşmazlıklarının önemli bir bölümünde arabuluculuk dava şartıdır; şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir ve bu sırada süre tükenmiş olabilir.

Defiyi Doğru Zamanda İleri Sürmek

Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun savunma olarak ileri sürmesi gerekir. Cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen defi sonradan gündeme getirmek, karşı tarafın açık muvafakati veya usul hukukunun tanıdığı sınırlı imkânlar dışında mümkün olmaz. Alacaklı tarafında ise borcun ikrarı, kısmi ödeme, faiz ödemesi veya teminat verilmesi gibi kesme sebeplerinin belgelenmesi hayati önemdedir.

Usule Aykırı İşlem Riskini Azaltan Kontroller

  • Başvurunun yetkili arabuluculuk bürosuna yapıldığının teyidi
  • Son tutanak tarihinin ve dava açma süresinin ayrı ayrı kaydı
  • Muacceliyet tarihini gösteren yazışma ve fatura setinin tarih sırasına dizilmesi
  • Kesme sebebi oluşturan ödeme ve ikrar belgelerinin ayrı klasörde tutulması
  • Defiye karşı ileri sürülecek karşı argümanın baştan hazırlanması

Kapanış

Buradaki açıklamalar genel nitelikte olup her dosyanın vade yapısı ve yazışma geçmişi sonucu değiştirebilir. Süre hesabının yanlış yapılması geri dönüşü olmayan sonuç doğurduğundan, somut sözleşme metniyle birlikte bir hukukçuyla değerlendirme yapılması yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla