Zamanaşımı, alacağı ortadan kaldırmaz; borçluya ödemekten kaçınma imkânı veren bir savunmadır. TBK, HMK ve tüketici işlemleri bakımından TKHK ekseninde yürüyen dosyalarda bu savunmanın kaderi, ne zaman ve nasıl ileri sürüldüğüne bağlıdır. Doğru savunma, zamanında yapılmadığında hiç yapılmamış sayılır.
Def'i Ne Zaman İleri Sürülür
Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun bunu ileri sürmesi gerekir. Yazılı yargılama usulünde savunma sebepleri cevap dilekçesinde bildirilmelidir; bu aşamadan sonra karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça yeni bir savunma sebebi ileri sürmek iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına takılır. Cevap dilekçesi verilmemişse davanın tüm iddiaları inkâr edilmiş sayılır, ancak bu durum zamanaşımı def'ini otomatik olarak ileri sürülmüş hâle getirmez.
On Yıl mı, Beş Yıl mı
Kural olarak sözleşmeden doğan alacaklar için genel zamanaşımı süresi on yıldır. Kira bedelleri, faiz ve diğer dönemsel edimler, iş sözleşmesinden doğan bazı alacaklar, vekâlet ve eser sözleşmelerinden doğan belirli alacaklar gibi kanunda ayrıca sayılan hâllerde ise beş yıllık süre uygulanır. Sürenin başlangıcı alacağın muaccel olduğu andır; taksitli edimlerde her taksit için ayrı bir başlangıç söz konusu olabilir. Bu nedenle savunmada yalnızca “zamanaşımı doldu” demek yetmez; hangi kalemin hangi tarihte muaccel olduğu tablo hâlinde gösterilmelidir.
Yetkili Mahkeme: Yerleşim Yeri ve İfa Yeri
Genel yetki kuralı davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden doğan davalarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir; bu, davacıya seçimlik bir imkân sunar. Yetki sözleşmesi ise ancak tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında ve kanunun izin verdiği sınırlar içinde geçerlidir; tüketici işlemlerinde tüketici aleyhine yetki kaydı sonuç doğurmaz. Yetki itirazı süresinde ve yetkili mahkeme gösterilerek yapılmazsa dinlenmez.
Zamanaşımını Kesen İşlemlerin İspatı
Borcun ikrarı, kısmi ödeme, faiz ödemesi, rehin verilmesi, dava açılması veya icra takibi zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar. Uygulamada tartışma çoğu zaman bu işlemlerin tarihinde ve niteliğinde çıkar: banka dekontundaki açıklama, yazışmadaki ifade ya da mutabakat metninin içeriği kesme sonucu doğurup doğurmadığını belirler. Karşı tarafın gönderdiği tek bir e-postanın borcu ikrar niteliği taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Buradaki bilgiler genel niteliktedir. Sözleşmenin türü, alacağın doğduğu tarih ve tarafların sıfatı süre rejimini değiştirebileceğinden, cevap süresi işlemeye başlamadan dosyanın hukuken incelenmesi önerilir.