İçeriğe geç
AC

Alacakta Zamanaşımı Savunması: İhbarın Kanıtlanması ve Süre Hesabı

31 Mart 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 80 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Alacak uyuşmazlıklarında tarafların çoğu tartışmayı borcun varlığı üzerinde yürütür; oysa dosyanın kaderini çoğu kez zamanaşımı belirler. TBK, HMK ve tüketici işlemlerinde TKHK hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, sürenin ne zaman başladığı ve hangi işlemlerle kesildiği ayrı ayrı ispat edilmesi gereken olgulardır. Aşağıda bu ispatın nasıl kurulacağı ele alınmaktadır.

Süre Alacağın Türüne Göre Değişir

Zamanaşımı için tek bir süre yoktur. Sözleşmeden doğan alacaklarda kural olarak uzun bir genel süre uygulanırken, kira bedeli, ücret, faiz ve benzeri dönemsel edimler ile bazı meslek gruplarının alacakları için daha kısa süreler öngörülmüştür. Haksız fiile dayanan taleplerde ise öğrenme anına bağlı kısa süre ile fiil tarihine bağlı uzun süre birlikte işler. Bu nedenle ilk yapılacak iş, alacağın hukuki niteliğini belirlemektir; aynı belgeden doğan farklı kalemler farklı sürelere tabi olabilir.

Kesilme ve Durma Hâllerinin Belgelenmesi

Sürenin kesildiğini ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür. Dosyada aranacak kayıtlar şunlardır:

  1. Borçlunun borcu kabul ettiğini gösteren yazışma, dekont veya kısmi ödeme
  2. Teminat verilmesi ya da yeni bir ödeme planı üzerinde anlaşılması
  3. Açılmış dava veya başlatılmış icra takibine ilişkin dosya bilgileri
  4. Arabuluculuk başvurusuna ait tutanak ve tarih
  5. Gönderilen ihtarın tebliğ evrakı

İhtar gönderilmesi tek başına her durumda süreyi kesmez; bu nedenle ihtara güvenerek beklemek yerine kesici nitelikteki işlemler tercih edilmelidir.

Zamanaşımı Def'i Kendiliğinden Dikkate Alınmaz

Süre dolmuş olsa bile mahkeme bunu resen gözetmez; savunma olarak ileri sürülmesi ve usulüne uygun zamanda yapılması gerekir. Cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülen def'i, karşı tarafın açık rızası bulunmadıkça dikkate alınmayabilir. Bu nedenle davalı tarafta hazırlık, dilekçenin tebliğinden itibaren gün sayımıyla başlamalıdır.

Yanlış Mercide Açılan Davanın Süreye Etkisi

Görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılan dava, kendiliğinden hiç açılmamış sayılmaz; ancak verilen karardan sonra kanunda öngörülen kısa süre içinde başvuru yapılmazsa dava açılmamış sayılır ve bu arada zamanaşımı işlemeye devam etmiş olabilir. Aynı risk, adli yargı ile idari yargı arasındaki geçişlerde de doğar. Bu nedenle merci belirlemesi, dava açmadan önce yapılması gereken bir çalışmadır.

Bilgilendirme

Yukarıdaki açıklamalar genel çerçeveyi anlatır. Alacağın kaynağı, tarafların sıfatı ve aradan geçen süre içindeki işlemler sonucu değiştirebilir. Zamanaşımı tartışması bulunan bir dosyada, savunma veya talep hazırlanmadan önce hukuki değerlendirme alınması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla