İcra ve İflas Kanunu (İİK) uyarınca ilamsız takip, elinde mahkeme kararı bulunmayan alacaklının bir ödeme emri ile başlattığı süreçtir. Bu yolun en kritik özelliği, borçluya tanınan itiraz imkânının takibi kolayca durdurabilmesidir. Rehber, borçlunun elindeki savunma araçlarına odaklanır.
Ödeme Emri Geldiğinde İlk Refleks
Ödeme emri tebliğ alındığında borçlunun önünde sınırlı bir itiraz süresi bulunur. Bu süre içinde icra dairesine yapılacak itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. İtiraz, borcun tamamına ya da bir kısmına yönelebilir; ayrıca imzaya veya yetkiye itiraz ayrı sonuçlar doğurur. Sürenin kaçırılması, borçlunun en güçlü kozunu kaybetmesi anlamına gelir.
İtirazın Türünü Doğru Seçmek
- Borca itiraz: borcun hiç doğmadığı, ödendiği veya miktarın hatalı olduğu ileri sürülür.
- İmzaya itiraz: senetteki imzanın borçluya ait olmadığı açıkça belirtilir.
- Yetki itirazı: takibin yanlış icra dairesinde açıldığı bildirilir.
İmzaya itirazın açıkça ve ayrıca yapılmaması, imzanın kabul edilmiş sayılmasına yol açabilir; bu ayrım pratikte sıkça atlanır.
Alacaklının Karşı Hamlesi
İtiraz üzerine takip durunca alacaklı boş kalmaz. Elinde belirli nitelikte belge varsa itirazın kaldırılması için icra mahkemesine, yoksa itirazın iptali için genel mahkemeye başvurabilir. Borçlu bu aşamada haksız çıkarsa, tazminata da hükmedilebileceğini bilmelidir. Bu nedenle itiraz, dayanağı olmadan salt zaman kazanmak için yapıldığında geri tepebilir.
Mal Varlığını ve Süreci İzlemek
Borçlu, haciz ve muhafaza işlemlerine karşı da İİK içindeki şikâyet yolunu kullanabilir; usulsüz haciz, haczedilemez malların haczi gibi durumlar buraya girer. Süreç boyunca dosya safahatının düzenli takibi, yeni tebligatların ve satış aşamalarının kaçırılmaması için gereklidir.
Her takip dosyasının belge yapısı ve süre hesabı farklıdır. İtiraz veya şikâyet yoluna gitmeden önce ödeme emrini ve dayanak belgeyi bir hukukçuyla incelemeniz, hak kaybını önler.