İşçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuk, 7036 sayılı kanun uyarınca dava açılmadan önce tamamlanması gereken bir dava şartıdır. Bu aşama çoğu zaman formalite gibi görülür; oysa arabuluculuk sürecinde yapılan bir usule aykırı işlem, açılan davanın esası hiç incelenmeden usulden reddedilmesine yol açabilir. Aşağıdaki başlıklar, 4857, 5510 ve 6331 sayılı düzenlemelerle iç içe geçen bu süreçte hata payını azaltmaya yöneliktir.
Başvurudan önce netleşmesi gereken üç başlık
Arabuluculuk başvurusu yapılmadan önce üç unsur kesinleştirilmelidir: karşı tarafın kim olduğu, hangi alacak kalemlerinin talep edildiği ve iş ilişkisinin tarih aralığı. Özellikle asıl işveren – alt işveren ilişkisinin bulunduğu dosyalarda, arabuluculuğa yalnızca bir işverenin dahil edilmesi, sonradan diğerine karşı açılacak dava bakımından dava şartının yerine getirilmemiş sayılması sonucunu doğurabilir.
Son tutanak: dava dilekçesinin görünmeyen eki
Anlaşmama ile sonuçlanan süreçte düzenlenen son tutanak, davanın kapsamını fiilen çizer. Tutanakta yer almayan bir alacak kalemi için dava açıldığında, o kalem yönünden dava şartı itirazı gündeme gelir. Bu nedenle kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti gibi kalemlerin tutanakta tek tek adlandırılması önem taşır. Tutanağa taraf sıfatlarının ve unvanların eksiksiz yazılması da aynı ölçüde kritiktir.
Hata payını düşüren kontrol listesi
- İşyeri unvanı, vergi numarası ve tebligat adresi güncel kayıtlardan doğrulanır.
- Talep edilecek her alacak kalemi başvuru formunda ayrı satır olarak yazılır.
- Ücret, çalışma düzeni ve fesih tarihi bordro, kayıt ve hizmet dökümüyle karşılaştırılır.
- Fesih bildirimi ve varsa savunma yazışmaları tarih sırasına dizilir.
- Anlaşma halinde tutanak metni icra edilebilirlik açısından okunur.
Zamanaşımı ve sürenin duraksaması
Arabuluculuğa başvurulması, alacaklar bakımından zamanaşımının işleyişini etkiler; ancak bu etki süresizdir denemez. Süreç sona erdikten sonra dava açmak için tanınan süre kaçırıldığında, dava şartı yerine getirilmiş olsa dahi yeniden başvuru gerekebilir. Fesih tarihi ile başvuru tarihi arasındaki mesafe uzadıkça, özellikle fazla çalışma gibi tanık beyanına dayalı kalemlerde ispat da zorlaşır.
Son söz
Bu süreçte kaybedilen hak, çoğu zaman alacağın varlığından değil, sürecin yanlış kurgulanmasından doğar. Yukarıdaki başlıklar genel çerçeve sunar; işyeri yapısı, fesih biçimi ve belge düzeni her dosyada farklılaştığından, başvurudan önce hukuki görüş alınması tavsiye edilir.