İşe iade talebinde sonucu belirleyen ilk şey feshin haklı olup olmadığı değil, bir aylık sürenin doğru hesaplanmasıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırıldığında feshin geçersizliği tartışması hiç açılmadan kapanır. Aşağıda takvimin adım adım nasıl kurulacağı ve hangi noktalarda kayma yaşandığı ele alınıyor.
Bir Aylık Sürenin Başlangıcı
4857 sayılı Kanun, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmasını arar. Başlangıç noktası, işverenin fesih kararını aldığı gün değil, bildirimin işçiye ulaştığı gündür. İhbar öneli verilen fesihlerde sürenin öneli sonunda başladığı sanılması yaygın bir hatadır; bildirimin tebliğ edildiği tarih esastır. Bildirim tebellüğden imtina edilerek tutanakla yapılmışsa tutanak tarihi, elektronik yolla yapılmışsa erişim tarihi belgelenmelidir.
Arabuluculuk Bir Seçenek Değil, Dava Şartıdır
7036 sayılı Kanun uyarınca işe iade talebiyle doğrudan dava açılamaz; önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Bu adım atlandığında dava, esasa girilmeden usulden reddedilir. Başvuru, yetkili arabuluculuk bürosuna yapılmalıdır; yetkisiz büroya yapılan başvuru sonradan tartışma yaratabilir. Görüşmeye katılmamanın yargılama giderlerine ilişkin sonuçları bulunduğundan, davet edilen tarafın süreci görmezden gelmesi de ayrıca risklidir.
Son Tutanaktan Sonraki İki Hafta
Anlaşamama ile sonuçlanan görüşmenin ardından dava için elde kalan süre çok kısadır: son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesine başvurulmalıdır. Bu iki haftalık pencere, bir aylık süreden bağımsız ve ondan daha risklidir; çünkü dosya hazırlığı henüz tamamlanmamışken işlemeye başlar. Pratik çözüm, arabuluculuk görüşmesine gidilmeden önce dava dilekçesinin ve tanık listesinin taslak hâlinde hazırlanmış olmasıdır. Son tutanağın aslının aynı gün temin edilmesi de gecikmeyi önler.
Kapsam Kontrolü: Talep Hakkı Kimde Var
- İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışıyor olmalıdır; aynı işverenin aynı işkolundaki işyerleri birlikte değerlendirilir.
- İşçinin en az altı aylık kıdemi bulunmalıdır.
- İş sözleşmesi belirsiz süreli olmalıdır.
- Belirli konumdaki işveren vekilleri bakımından bu güvence uygulanmaz.
Karar kesinleştikten sonra da takvim bitmez: işçinin on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurması, işverenin ise bir ay içinde işe başlatması beklenir. Bu adımların atlanması, kazanılmış bir kararın parasal sonucunu değiştirebilir. 5510 sayılı Kanun kapsamındaki bildirimler ve 6331 sayılı Kanun kapsamındaki kayıtlar, feshin gerekçesini tartışırken tamamlayıcı delil olarak kullanılabilir.
Kapanış
Yukarıdaki çerçeve genel bilgi amaçlıdır. Fesih türü, işyerinin yapısı ve bildirimin şekli süreleri etkileyebileceğinden, fesih bildirimi elinize ulaştığı gün bir hukukçuyla takvim çıkarmak en etkili korunma yöntemidir.