İçeriğe geç
AC

SGK Uyuşmazlıklarında Rota: İş Mahkemesi ile İdari Yargı Arasındaki Dosya Ayrımı

7 Nisan 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2 dk okuma 68 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında aynı işverene ve aynı çalışma dönemine ilişkin taleplerin tamamı tek bir mahkemede görülmez. 4857, 7036, 5510 ve 6331 sayılı düzenlemelerin kesiştiği bu alanda dosyanın hangi yargı koluna ait olduğu, talebin niteliğine göre değişir. Kıdem hesabına doğrudan etki eden hizmet ve ücret tartışmaları da bu ayrımdan bağımsız düşünülemez.

Aynı Dosyada İki Ayrı Yargı Kolu

Sigortalılık, tescil, hizmet süresi ve prime esas kazanç gibi sosyal sigorta ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar iş mahkemesinde görülür. Buna karşılık Kurumun idari yaptırım niteliğindeki bazı işlemleri idari yargının alanına girebilir. İki grubun karıştırılması, davanın yargı yolu veya görev yönünden reddine ve arada geçen sürede hak düşürücü sürenin dolmasına yol açar. Bu nedenle dilekçe yazılmadan önce, itiraz edilen işlemin türü tebliğ evrakı üzerinden belirlenmelidir.

Kuruma Başvuru: Atlanınca Dava Reddedilen Basamak

Kuruma karşı açılacak davalarda, dava açılmadan önce Kuruma başvurulmuş olması aranır. Bu basamak atlandığında dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Buna karşılık işçilik alacakları bakımından işverene karşı yürütülen süreçte arabuluculuk dava şartıdır; Kuruma karşı açılan davalar bu kapsamda değildir. İki farklı ön basamağın hangi davada geçerli olduğu ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

Hizmet Tespiti ve Kıdem Hesabına Yansıması

Sigortasız veya eksik bildirilen çalışmanın tespiti için açılan davada Kurum ve işveren birlikte taraf gösterilir. Bu tür taleplerde kural olarak hak düşürücü bir süre öngörülmüş olup, Kurumca resen tespit edilen hâllerde uygulaması farklılaşır. Tespit edilen hizmet süresi yalnızca emeklilik hesabını değil, kıdem tazminatına esas sürenin başlangıcını da etkiler; bu nedenle iki talep birbirinden bağımsız düşünülmemelidir.

Prim Gün Sayısı ile Ücret Bildiriminin Çelişmesi

  • Bordroda görünen ücret ile banka hesabına yatan tutar arasındaki fark
  • Asgari ücret üzerinden bildirim yapılırken fiilen daha yüksek ödeme yapılması
  • Ara dönemlerde çıkış ve yeniden giriş gösterilmesi
  • Aynı işverene ait farklı işyeri sicil numaraları arasında geçişler

Bu tutarsızlıklar, kıdem tazminatının hesabında esas alınacak giydirilmiş brüt ücretin belirlenmesinde belirleyicidir. Banka kayıtları, imzasız bordrolar, yol ve yemek gibi düzenli yan ödemelere ilişkin belgeler ile tanık anlatımı birlikte değerlendirilir.

Dosya Hazırlığında Sıra

Önce sigortalı hizmet dökümü ve işyeri sicil bilgileri temin edilmeli, ardından bildirilen kazanç ile fiilî ödemeler karşılaştırılmalı, son olarak hangi talebin hangi mercie yöneltileceği tabloya bağlanmalıdır. Bu sıra izlendiğinde, yanlış kapıya yapılan başvurudan kaynaklanan kayıplar büyük ölçüde önlenir.

Metindeki bilgiler genel çerçeve niteliğindedir; çalışma dönemi ve bildirim geçmişi sonucu değiştirebilir. Somut dosyada uzman hukuki değerlendirme alınması yerinde olacaktır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla