Nafaka taleplerinde tartışma çoğunlukla miktar üzerinden yürür; oysa dosyaların önemli bir bölümü, talebin hangi mahkemede ve hangi usul basamağı izlenerek ileri sürüldüğü nedeniyle daha ilk aşamada tıkanır. Devam eden bir boşanma davası içindeki tedbir talebi ile bağımsız açılan nafaka davası, birbirinden farklı kurallara tabidir.
Görev: Aile Mahkemesi
4787 sayılı Kanun uyarınca aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Nafaka türü ne olursa olsun görevli mahkeme değişmez. Bu nedenle uyuşmazlığın merkezinde miktar bulunsa dahi, dosyanın açılacağı yer bakımından belirleyici olan taleplerin aile hukukuna dayanmasıdır.
Yetki: Talebin Türüne Göre Değişen Adres
Boşanma davasıyla birlikte istenen tedbir nafakasında yetki, boşanma davasının yetki kuralına bağlıdır; eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa belirli bir süre birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında ise TMK, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Bu ayrım, alacaklının kendi bulunduğu şehirde dava açabilmesi sonucunu doğurduğundan pratik açıdan büyük önem taşır.
Arabuluculuk Basamağı Hangi Talepte Var
Nafaka alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklar bakımından arabulucuya başvuru dava şartı olarak öngörülmüştür. Buna karşılık boşanma ve velayete ilişkin talepler bu kapsamda değildir; boşanma davası içinde istenen tedbirler için ayrıca arabuluculuk aranmaz. Bağımsız bir nafaka artırım veya kaldırma davası açılacaksa bu basamağın atlanması, davanın usulden reddine yol açar.
Geçici Tedbirde Zamanlama
Boşanma davası devam ederken hâkim, eşlerin ve çocukların korunmasına yönelik geçici önlemleri alır. Bu kararlar davanın seyrine göre değiştirilebilir; talebin dava dilekçesinde açıkça ve gerekçesiyle yazılması, karar için gereken verinin dosyaya erken girmesini sağlar. HMK kapsamındaki geçici hukuki korumaya ilişkin kurallar da bu talepler bakımından yol gösterir.
Gelir Delillendirmesindeki Boşluk
- Sosyal güvenlik kayıtları ve işyeri yazısı ile bildirilen ücretin tespiti.
- Kayıt dışı gelir iddiası varsa bunun tanık ve harcama verileriyle desteklenmesi.
- Tapu, araç ve banka sorgularının mahkeme aracılığıyla talep edilmesi.
- Çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderlerinin faturalarla kalem kalem gösterilmesi.
- Tarafların ortak konut ve kredi yükümlülüklerinin belgelenmesi.
Gelir belgesi sunulmadan ileri sürülen miktar talepleri, mahkemenin dayanacağı veri üretmediğinden çoğunlukla beklenenin altında sonuç doğurur. Bu nedenle rakam, dilekçede hesap tablosuyla birlikte açıklanmalıdır.
Aktarılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; tarafların gelir durumu, çocuğun ihtiyaçları ve dosyanın aşaması sonucu doğrudan etkiler. Talebin doğru mahkemeye ve doğru zamanda yöneltilmesi için hukuki görüş alınması yerinde olacaktır.