Ortaklar arasındaki gerilim çoğu zaman hukuki bir talebe dönüşmeden önce yönetim düzeyinde çözülmeye çalışılır. Ancak iş mahkemeye taşındığında ilk sorulan soru talebin haklılığı değil, dosyanın doğru mahkemede açılıp açılmadığıdır. Şirket içi uyuşmazlıklarda görev ve yetki hatası, esasa hiç girilmeden dosyanın uzun bir gecikmeye girmesine yol açar.
Talebin Türü Görevli Mahkemeyi Belirler
Şirket içi uyuşmazlık tek bir dava türü değildir. Genel kurul kararının iptali, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma, bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması, haklı sebeple fesih talebi birbirinden farklı hukuki temellere dayanır. TTK kapsamındaki bu talepler kural olarak asliye ticaret mahkemesinin görev alanındadır ve görev kuralı taraf iradesiyle değiştirilemez.
Aynı olay örgüsü içinde hem şirketler hukukuna hem genel borç ilişkisine dayanan talepler bulunuyorsa, bunların tek dilekçede birleştirilmesi görev itirazına açık bir zemin yaratır. Talepleri ayrıştırmak, çoğu zaman zaman kaybını önler.
Yetki: Sözleşmedeki Mahkeme Her Zaman Geçerli Değildir
Ticari ilişkilerde yetki sözleşmesi yaygındır; ancak HMK, yetki sözleşmesini yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri bakımından mümkün kılar ve kesin yetki hâllerini bunun dışında tutar. Şirketler hukukundan doğan bazı davalarda yetki, şirket merkezinin bulunduğu yer bakımından kesin niteliktedir. Ana sözleşmede ya da ortaklar sözleşmesinde başka bir mahkeme kararlaştırılmış olması bu sonucu değiştirmez.
Delil Sözleşmesinin Sınırları
Taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konularda delil sözleşmesi yapabilir. Ortaklar arasında sıkça görülen düzenlemeler; şirket defterlerinin, elektronik yazışmaların veya bağımsız denetim raporlarının münhasır delil sayılacağına ilişkindir. Buna karşılık:
- Kesin yetki ve görev kurallarını delil sözleşmesiyle aşmak mümkün değildir.
- Emredici hükümlerden doğan iptal ve butlan talepleri delil sözleşmesinin konusu olamaz.
- Bir delil türünü tamamen dışlayan düzenlemeler, hak arama özgürlüğünü ölçüsüz sınırladığı gerekçesiyle tartışmaya açıktır.
Uzlaşma mı Dava mı: Kararı Neye Göre Vermeli
Şirket içi uyuşmazlıkta dava, ilişkinin kendisini de zedeler. Ticari davaların önemli bir bölümünde arabuluculuk dava şartı olduğundan, süreç zaten müzakere ile başlar. Uzlaşma yönünde karar verirken şu üç ölçüt belirleyicidir: talebin hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı, şirketin işleyişinin dava süresince nasıl etkileneceği ve pay değerinin müzakere edilebilir bir aralıkta bulunup bulunmadığı. Örneğin genel kurul kararının iptali için öngörülen kısa süre işlemeye devam ederken uzun müzakerelere girmek, hakkın esasını tüketebilir.
Bu yazı genel nitelikte bilgi sunar. Ortaklık yapısı, sözleşme metni ve karar tarihleri sonucu doğrudan etkilediğinden, adım atmadan önce dosyanızın avukat tarafından incelenmesinde yarar vardır.