Ortaklar arasındaki gerilim çoğu zaman tek bir olayla değil, kayıt altına alınmamış bir dizi işlemle büyür. Şirket içi uyuşmazlıklarda sonucu belirleyen unsur, tarafların kendini haklı hissetmesi değil, hangi tarafın ispat malzemesini önceden düzenlediğidir. Bu rehber TTK ve TBK zemininde delil sözleşmesini bir risk azaltma aracı olarak ele alır ve dosyanın uzlaşmayla mı yoksa dava yoluyla mı sürdürüleceği kararını somut ölçütlere bağlar.
Delil Sözleşmesi Şirket İlişkisinde Neyi Değiştirir?
Usul hukukumuz, tarafların belirli bir vakıanın yalnızca kararlaştırdıkları delillerle ispat edilebileceğini önceden benimsemesine imkân tanır. Şirket içi ilişkide bunun karşılığı şudur: ortaklar arası para hareketleri, yönetim kararlarının bildirimi veya pay devri görüşmeleri hangi belgeyle kanıtlanacaksa, o belge türü daha ilişki iyiyken sözleşmeye yazılır. Böylece uyuşmazlık çıktığında tartışma delilin varlığı üzerinde değil, doğrudan esas mesele üzerinde yürür.
Buna karşılık delil sözleşmesi sınırsız değildir. Kesin delil listesi çok dar tutulduğunda, iyi niyetli tarafın elindeki gerçek bilgi devre dışı kalabilir. Bu nedenle metin kurulurken hangi vakıa için hangi ispat aracının makul olduğu tek tek düşünülmelidir.
Uyuşmazlık Büyümeden Yapılacak Kontroller
- Ortaklar sözleşmesi ve esas sözleşme arasındaki çelişkili hükümler tespit edildi mi?
- Genel kurul ve yönetim kurulu karar defterleri, çağrı ve bildirim kayıtlarıyla birlikte eksiksiz mi?
- Şirketle ortak arasındaki cari hesap hareketleri banka kanalıyla mı yürütüldü?
- Bilgi alma ve inceleme talepleri yazılı olarak, tarihli biçimde iletildi mi?
- Delil sözleşmesi hükmü, elektronik yazışmaların ispat değerini açıkça düzenliyor mu?
Uzlaşma mı Dava mı: Karar Ölçütleri
Bu kararı duygusal yoğunluk değil, üç ölçüt belirlemelidir. Birincisi zamana duyarlılık: şirketin ticari faaliyeti dava süresince zarar görecekse, yapılandırılmış bir uzlaşma çoğu zaman daha az maliyetlidir. İkincisi ispat gücü: kesin delille desteklenen talepler müzakerede de üstünlük sağladığından, güçlü dosya uzlaşmayı zayıflatmaz aksine besler. Üçüncüsü ilişkinin devamı: ortaklık sürdürülecekse pay devri, kâr dağıtım takvimi veya yönetim yetkilerinin yeniden dağıtımı gibi çözümler tartışılmalıdır.
Süre Disiplini ve Arabuluculuk Şartı
Konusu para alacağı ve tazminat olan ticari davalarda arabulucuya başvuru dava şartıdır. Bu adım atlanırsa dosya esasa girilmeden usulden reddedilir ve arada işleyen süreler tarafın aleyhine sonuç doğurabilir. Ayrıca genel kurul kararlarının iptali gibi taleplerde hak düşürücü nitelikte kısa süreler bulunduğundan, uyuşmazlığın başladığı tarih ile ilk yazılı itirazın tarihi aynı takvimde izlenmelidir. Uzlaşma görüşmesi sürerken süre işlemeye devam ediyorsa, müzakere ile dava hazırlığı paralel yürütülmelidir.
Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; şirket yapısı, pay oranları ve sözleşme metinleri değiştikçe değerlendirme de değişir. Kendi dosyanız için adım atmadan önce belgelerinizi bir avukatla birlikte gözden geçirmeniz yerinde olur.