Ortaklar arasındaki gerginlik çoğu zaman genel kurul dönemlerinde görünür hâle gelir. TTK ve TBK ekseninde ilerleyen şirket içi uyuşmazlıklarda ise asıl belirleyici olan, hangi talebin dava şartı arabuluculuğa tabi olduğunun ve hangi sürenin hak düşürücü nitelik taşıdığının baştan ayrıştırılmasıdır.
Talebi Doğru Sınıflandırmadan Takvim Kurulamaz
Şirket içi uyuşmazlıklar tek bir başlık altında toplanmaz. Genel kurul kararının iptali, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat, kâr payı alacağı, ortaklıktan çıkma veya çıkarılma ile haklı sebeple fesih talepleri farklı usullere tabidir. Ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından arabulucuya başvurmak dava şartıdır; iptal veya fesih gibi yenilik doğuran talepler ise bu kapsamda değerlendirilmez. Yanlış sınıflandırma, dosyanın usulden reddiyle sonuçlanabilir.
Hak Düşürücü Sürenin İşleyişi
Genel kurul kararının iptali için kanunda öngörülen üç aylık süre, kararın alındığı tarihten itibaren işler ve niteliği gereği hâkim tarafından resen gözetilir. Toplantıya katılan ortağın muhalefetini tutanağa geçirmiş olması ayrıca aranır. Bu nedenle toplantı gününde tutulacak muhalefet şerhi, aylar sonra açılacak davanın en kritik belgesidir. Alacak talepleri için ise arabuluculuk sürecinin başlaması zamanaşımını durdurur; sürecin sona erme tarihi dosyada mutlaka kayıt altına alınmalıdır.
Sulh Masasında Ortaklık İlişkisinin Bütünü Konuşulur
Ticari uyuşmazlıklarda anlaşma, çoğu zaman tek bir alacak kaleminden ibaret kalmaz. Pay devri, imza yetkilerinin yeniden düzenlenmesi, rekabet etmeme taahhüdü ve şirkete verilen ortak kredilerinin akıbeti aynı masada ele alınır. Anlaşma metninde şu noktalar açık yazılmadığında ileride ikinci bir uyuşmazlık doğar:
- Pay devrinin hangi tarihte ve hangi şarta bağlı olarak pay defterine işleneceği
- Ayrılan ortağın şirket borçlarına ilişkin kefaletlerinin ne olacağı
- Geçmiş dönem kâr paylarının kapsam içinde olup olmadığı
- Ticari sır ve müşteri portföyüne ilişkin yükümlülüklerin süresi
Dava Yolunun Tercih Edildiği Durumlar
Azınlık haklarının sistematik biçimde engellendiği, defter ve kayıtlara erişimin kapatıldığı ya da şirket varlıklarının ortaklık dışına aktarıldığından şüphelenilen dosyalarda müzakere tek başına yeterli olmaz. Bu tabloda özel denetçi talebi, ihtiyati tedbir ve belge sunulması istemleri yargılamanın erken aşamasında gündeme getirilmelidir. Ticari defterlerin delil değeri, düzenli tutulup tutulmadığına bağlı olduğundan bilirkişi incelemesine hangi soruların yöneltileceği baştan planlanmalıdır.
Yazı genel nitelikte bilgi sunar. Şirket türü, esas sözleşme hükümleri ve pay yapısı sonucu değiştirebileceğinden, genel kurul öncesinde ve sonrasında atılacak adımlar için hukuki destek alınması önerilir.