Sözleşmeden doğan alacaklarda dosyanın kaybedilme nedeni çoğu zaman karşı tarafın haklılığı değil, alacağın zamanaşımına uğradığının geç fark edilmesidir. TBK'nın zamanaşımı hükümleri ile HMK'nın usul kuralları arasındaki bağ kurulmadığında, arabuluculuk aşamasında geçen haftalar hesaba katılmadığında, işin esasına hiç girilmeden ret kararıyla karşılaşmak mümkündür. Aşağıdaki kontrol listesi, tüketici işlemlerini de kapsayan (TKHK) sözleşmesel alacaklarda süre riskini dosya açılmadan önce görünür kılmayı amaçlar.
Sürenin Başlangıcını Belirlemek
Zamanaşımı hesabı, alacağın muaccel hâle geldiği tarihin tek tek tespitiyle başlar. Tek kalemli bir alacakta bu tarih genellikle vade günüdür; ancak taksitli borçlarda, dönemsel edimlerde ve çerçeve sözleşmeye bağlı sipariş ilişkilerinde her kalem için ayrı bir başlangıç doğar. Bu nedenle alacak, tek bir toplam rakam olarak değil, satır satır tabloya dökülmelidir. Aksi hâlde bir bölümü zamanaşımına uğramış alacak, tamamı canlıymış gibi talep edilir ve kısmi ret riski doğar.
Arabuluculuk Aşamasının Süreye Etkisi
Arabuluculuk, süreyi eriten değil koruyan bir aşamadır: arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz. Buradaki asıl risk, sürecin ne zaman başladığının ve son tutanağın hangi tarihte düzenlendiğinin belgeyle gösterilememesidir. Son tutanak, dava dilekçesinin eki olarak baştan dosyaya konulacak şekilde saklanmalı; anlaşmama hâlinde dava açma planı tutanak tarihine göre kurulmalıdır.
Dosya Açılmadan Önceki Kontrol Listesi
- Her alacak kalemi için muacceliyet tarihi ayrı ayrı yazıldı mı?
- Sözleşmede vade, ihtar ve fesih usulüne ilişkin özel bir düzenleme var mı?
- Karşı tarafın borcu ikrar ettiği yazışma, kısmi ödeme veya cari hesap mutabakatı bulunuyor mu?
- Daha önce başlatılmış bir takip veya dava, süreyi kesen işlem olarak dosyada belgelendi mi?
- Uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk kapsamında mı; kapsamdaysa başvuru yapıldı mı?
Zamanaşımı Def'i İleri Sürülürse
Zamanaşımı, hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; karşı tarafça usulüne uygun biçimde ve süresinde ileri sürülmesi gerekir. Def'iyle karşılaşan alacaklının ilk işi, süreyi kesen bir olgunun bulunup bulunmadığını araştırmaktır. Borcun ikrarı, kısmi ödeme, faiz ödemesi, rehin veya kefalet verilmesi ile dava ve takip işlemleri bu bakımdan belirleyicidir; süreyi kesen bir işlem varsa süre baştan işlemeye başlar. Cevaba cevap dilekçesinde bu olguların tarih sırasıyla ve dayanak belgeleriyle sunulması, sonradan yapılacak açıklamalardan çok daha etkilidir.
Kısa Bir Hatırlatma
Burada anlatılanlar genel nitelikte bilgilendirmedir; sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve somut olayın akışı süre hesabını tümüyle değiştirebilir. Alacağın zamanaşımına yaklaştığını düşünüyorsanız, karar vermeden önce dosyanızı bir hukukçuyla birlikte gözden geçirmeniz yerinde olur.