İçeriğe geç
AC

Zamanaşımı Def'i ve İspat: Hangi Sürede, Hangi Mahkemede?

6 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 75 görüntülenme Son güncelleme: 4 Ağustos 2026

Alacak uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen unsur çoğu zaman alacağın varlığı değil, sürenin dolup dolmadığı ve bunun usulüne uygun ileri sürülüp sürülmediğidir. TBK, HMK ve TKHK ekseninde hazırlanan bu rehber, zamanaşımı savunmasının zamanlaması ile delil düzeni arasındaki bağı ele alır.

Zamanaşımı Kendiliğinden Dikkate Alınmaz

Zamanaşımı bir def'idir; mahkeme resen uygulamaz. Davalı bunu süresinde ileri sürmezse, süresi geçmiş bir alacak için dahi hüküm kurulabilir. Bu nedenle savunmanın ilk dilekçede ve açık ifadelerle yapılması gerekir. Cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülen def'i, karşı tarafın açık muvafakati bulunmadıkça dikkate alınmaz.

Süreler Tek Değildir

  • Kanunda aksi belirtilmedikçe alacaklar için genel bir süre uygulanır.
  • Kira bedeli, ücret, faiz gibi dönemsel edimler ile bazı meslek gruplarının alacaklarında daha kısa bir süre öngörülmüştür.
  • Haksız fiilden doğan taleplerde süre, zararın ve failin öğrenilmesine bağlı olarak ayrı bir yapıda işler.
  • Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa, ceza hukukundaki daha uzun süre tazminat talebi bakımından da uygulanabilir.

Sözleşmenin nitelendirilmesi bu nedenle doğrudan süreyi etkiler. Aynı ilişki eser sözleşmesi, vekâlet ya da satış olarak nitelendirildiğinde farklı süreler devreye girebilir.

Sürenin Kesilmesi ve Delillendirilmesi

  1. Borçlunun borcu ikrar eden beyanı, kısmi ödeme veya faiz ödemesi süreyi kesebilir.
  2. Dava açılması ve icra takibi başlatılması da kesme sonucu doğurur.
  3. Kesilme iddiası ileri sürülecekse, dayanak belgenin tarihi ve içeriği tartışmasız olmalıdır.
  4. Kesilmeden sonra sürenin yeniden işlemeye başladığı an takvime not edilmelidir.

Uygulamada en çok tartışılan nokta, cari hesap ekstresi veya mutabakat yazışmasının ikrar sayılıp sayılmayacağıdır. Metinde borcun miktarına ilişkin açık bir kabul yoksa, bu belgelerin kesme etkisi tartışmalı hâle gelir.

Görevli Mahkeme Sürenin Kaderini Değiştirebilir

Uyuşmazlık tüketici işleminden doğuyorsa tüketici mahkemesi, iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendiriyorsa asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Ticari alacaklarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması bir dava şartıdır; bu adım atlanarak açılan dava usulden reddedilir ve bu sırada zamanaşımı savunması karşı taraf lehine güçlenebilir. Parasal sınıra tabi tüketici uyuşmazlıklarında ise hakem heyeti aşaması gözetilmelidir.

Karşı Taraf Zamanaşımı İleri Sürerse

Bu durumda savunmanın odağı, sürenin başlangıç anının tartışılması, kesilme sebeplerinin gösterilmesi ve alacağın niteliğinin yeniden değerlendirilmesi olmalıdır. Sadece alacağın haklılığını anlatan bir cevap, süre tartışmasını çözmez.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve belge trafiği süre hesabını kökten değiştirebileceğinden, dava veya savunma stratejisi belirlenmeden önce hukuki değerlendirme alınması yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla