Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda zamanaşımı, çoğu zaman esasa hiç girilmeden sonucu belirleyen bir savunmadır. Ancak bu savunmanın gücü, sürenin dolduğunu söylemekten değil, sürenin ne zaman işlemeye başladığını ve hangi işlemlerle kesildiğini belgeyle gösterebilmekten gelir. TBK, HMK ve TKHK ekseninde, ihbar ve bildirimlerin bu hesaptaki yerini ele alıyoruz.
Başlangıç Anını Belirlemek
Zamanaşımı kural olarak alacağın muaccel olduğu anda işlemeye başlar. Uygulamadaki tartışmaların büyük bölümü de tam olarak bu anın tespitinde yoğunlaşır: taksitli bir borçta her taksit ayrı mı değerlendirilecek, işin teslimi hangi tarihte gerçekleşmiş sayılacak, ayıp ne zaman fark edilmiş olacak. Bu soruların cevabı sözleşme metninde ve taraflar arasındaki yazışmalarda saklıdır.
Süreyi Kesen ve Durduran Olguların İspatı
- Borçlunun borcu kabul anlamına gelen yazılı beyanı ya da kısmi ödemesi
- Takip başlatılması veya dava açılması; dosya tarihleri belge ile gösterilmelidir
- Yapılandırma ve ödeme planı görüşmelerine ilişkin yazışmalar
- Kesilme sonrası sürenin yeniden işlemeye başladığı tarihin ayrıca hesaplanması
Kesilme iddiasını ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür; sözlü görüşmelere dayanan beyanlar bu noktada zayıf kalır.
İhbar Yükümlülüğünün Ayrı Süresi
Zamanaşımı ile ihbar süreleri sık karıştırılır; oysa bunlar birbirinden bağımsızdır. Ayıplı ifa hallerinde muayene ve bildirim yükümlülüğü, alacağın zamanaşımı süresinden çok daha kısa bir zaman diliminde yerine getirilmelidir. Süresinde ihbar yapılmaması, alacak henüz zamanaşımına uğramamış olsa bile talebin dayanağını ortadan kaldırabilir. Bu nedenle ihbarın hangi tarihte, hangi kanaldan gönderildiği ve karşı tarafa ne zaman ulaştığı kayıt altına alınmalıdır.
Genel ve Özel Süre Ayrımı
Türk Borçlar Kanunu, aksine hüküm bulunmadıkça alacaklar için on yıllık genel bir süre öngörür; buna karşılık kira bedeli, ücret ve benzeri dönemsel edimler ile bazı sözleşme türleri için daha kısa süreler düzenlenmiştir. Talebin hangi kategoriye girdiği baştan belirlenmediğinde, genel süreye güvenilerek beklenen bir alacak kısa süreye tabi çıkabilir. Sözleşmenin nitelendirilmesi bu yüzden hesabın ilk adımıdır.
Savunmanın Zamanı ve Usul Riski
Zamanaşımı, hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; ilgili tarafça ileri sürülmesi gerekir. Bu savunmanın hangi aşamada ileri sürülebileceği usul kurallarına tabidir ve geç sunulan bir itiraz değerlendirme dışı kalabilir. En yaygın hata, esasa ilişkin uzun bir savunmanın içine sıkıştırılan ve açık biçimde ifade edilmeyen bir zamanaşımı beyanıdır; bu beyan ayrı ve net biçimde kurulmalıdır.
Kısa Not
Zamanaşımı hesapları sözleşmenin türüne göre değişir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır; alacağın niteliği ve taraflar arasındaki yazışma geçmişi farklı bir sonuç doğurabileceğinden, dava veya savunma öncesinde hukuki değerlendirme alınması yerinde olur.