İçeriğe geç
AC

Sözleşmesel Alacakta Zamanaşımı ve İhbar: Sürenin Kaybedildiği Anlar

12 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 100 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan bir alacakta çoğu zaman tartışma haklılık üzerinde değil, alacağın hâlâ ileri sürülebilir olup olmadığı üzerinde yoğunlaşır. TBK, HMK ve tüketici ilişkilerinde TKHK çerçevesinde yürüyen bu tartışmada, gönderilen bir ihtarnamenin ne yaptığı ve ne yapmadığı bilinmeden strateji kurulamaz.

Sürenin Başladığı An: Muacceliyet

Zamanaşımı, alacağın doğduğu değil, muaccel olduğu anda işlemeye başlar. Bu ayrım pratikte şu şekilde karşımıza çıkar: taksitli bir edimde her taksit için ayrı bir başlangıç söz konusu olabilirken, belirli bir bildirime bağlanmış edimlerde süre bildirimden sonra işler. Bu nedenle dosyanın ilk sayfasına yazılması gereken tarih sözleşme tarihi değil, edimin istenebilir hâle geldiği tarihtir.

İhtarname Zamanaşımını Keser mi

Uygulamadaki en yaygın yanılgı burada ortaya çıkar. Noterden gönderilen bir ihtarname borçluyu temerrüde düşürmeye ve faiz başlangıcını belirlemeye elverişlidir; ancak tek başına zamanaşımını kesen bir işlem değildir. TBK sistematiğinde süreyi kesen tipik hâller, borçlunun borcu ikrar etmesi, dava açılması veya icra takibi başlatılması gibi işlemlerdir. Dolayısıyla art arda gönderilen ihtarlar, süre bakımından bir güvence oluşturmaz.

İhbar Külfetinin Ayrı Takvimi

Zamanaşımının yanında, çok daha kısa işleyen bir ikinci takvim daha vardır: gözden geçirme ve bildirim külfetleri. Ayıplı bir ifada alıcı, teslimden sonra makul sürede inceleme ve tespit ettiği ayıbı satıcıya bildirme yükü altındadır. Bu bildirim yapılmazsa, alacak zamanaşımına uğramamış olsa bile talep hakkı zayıflar. Kontrol edilmesi gereken noktalar şunlardır:

  • Teslim ve teslim alma tarihinin belgeyle sabit olup olmadığı
  • Ayıbın açık mı gizli mi olduğu ve ne zaman fark edildiği
  • Bildirimin ispat edilebilir bir kanalla yapılıp yapılmadığı
  • Karşı tarafın cevabında ayıbı kabul eden bir ifade bulunup bulunmadığı

Zamanaşımı Def’i Kendiliğinden Dikkate Alınmaz

Zamanaşımı bir hak düşürücü süre değil, def’idir; hâkim tarafından resen gözetilmez. Bu, iki yönlü bir sonuç doğurur. Davalı taraftaysanız, def’iyi usulüne uygun biçimde ve zamanında ileri sürmemek savunmanın en güçlü kalemini kaybettirir. Davacı taraftaysanız, karşı tarafın def’i ileri sürmesi ihtimaline karşı süreyi kesen işlemleri gösteren belgeleri dilekçe ekinde hazır tutmak gerekir.

Pratik Yol Haritası

  1. Muacceliyet tarihini ve süreyi kesen işlemleri tek bir tabloya yazın.
  2. İhtarnameyi temerrüt aracı olarak kullanın, süre güvencesi olarak değil.
  3. Süre yaklaşıyorsa ihtar değil, doğrudan dava veya takip yolunu değerlendirin.
  4. Karşı tarafın borcu ikrar eden yazışmalarını ayrı bir klasörde saklayın.

Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır. Sözleşmenin türü ve tarafların sıfatı süreyi değiştirebileceğinden, somut alacak için hesap yapılmadan önce belgelerin bir hukukçu tarafından incelenmesi önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla