İçeriğe geç
AC

Zamanaşımını İhtarname Durdurur mu? Kesme Sebeplerini Doğru Kurmak

12 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 93 görüntülenme Son güncelleme: 4 Ağustos 2026

Alacak dosyalarında en yaygın yanılgı, gönderilen ihtarnamenin zamanaşımını durdurduğu ya da kestiği düşüncesidir. TBK sisteminde ihbar ve ihtar, borçluyu temerrüde düşürmek ve talebi belgelemek bakımından değerlidir; ancak zamanaşımını kesen sebepler kanunda ayrıca ve sınırlı biçimde düzenlenmiştir. Bu ayrımı bilmeyen alacaklı, elinde tebliğ edilmiş ihtarname olduğu hâlde hakkını kaybedebilir.

İhtar ile Kesme Arasındaki Fark

İhtarname, borçluya yükümlülüğünü hatırlatan tek taraflı bir bildirimdir. Faizin işlemeye başlaması, sözleşmeden dönme hakkının kullanılması veya ayıp ihbarının süresinde yapıldığının gösterilmesi bakımından belirleyici olabilir. Buna karşılık süreyi yeniden başlatan işlem değildir. Zamanaşımını kesen tipik hâller ise borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması, faiz ödemesi, teminat vermesi ile alacaklının dava açması, icra takibi başlatması veya alacağını usulüne uygun biçimde ileri sürmesidir.

Süre Hesabında Doğru Başlangıç

Zamanaşımı, kural olarak alacağın muaccel olduğu andan işlemeye başlar. Sözleşmeden doğan alacaklarda genel süre uzun tutulmuş, kira, faiz ve benzeri dönemsel edimler ile bazı ilişkiler için daha kısa süreler öngörülmüştür. Haksız fiilden doğan taleplerde ise zararın ve failin öğrenilmesine bağlı süre ile eylemden itibaren işleyen üst süre birlikte değerlendirilir. Bu nedenle dosyada ilk yapılacak iş sürenin kaç yıl olduğunu bulmak değil, hangi tarihte başladığını belgelemektir.

  • Sözleşmenin ifa tarihi ve vade kayıtları.
  • Fatura, irsaliye ve teslim belgelerinin tarihleri.
  • Cari hesap ilişkisi varsa hesabın kesildiği tarih.
  • Kısmi ödemelerin tarih ve tutarları.
  • Yazışmalarda geçen borç kabulü niteliğindeki ifadeler.

Def'i mi, İtiraz mı?

Zamanaşımı, hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun ileri sürmesi gereken bir savunmadır. Bu nedenle davalı tarafta süresinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürülmemesi, savunmanın tümüyle kaybı anlamına gelir. Alacaklı tarafta ise karşı tarafın bu savunmayı yapacağı varsayılarak, kesme sebeplerinin dosyaya baştan konması gerekir.

Takip mi, Dava mı, Arabuluculuk mu?

  1. Alacak belgeye dayanıyor ve itiraz beklenmiyorsa icra takibi hızlı sonuç verebilir.
  2. Uyuşmazlık esasa ilişkinse doğrudan dava daha sağlıklıdır.
  3. Ticari nitelikli para alacaklarında dava şartı arabuluculuk gündeme gelir ve bu başvurunun süre üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilir.
  4. Takibe itiraz edilmesi hâlinde izlenecek ikinci yol baştan planlanır.
  5. Zamanaşımı sınırına yaklaşılmışsa, kesme etkisi doğuran işlem tercih edilir.

Uygulamada sık görülen bir başka hata, takip başlatıldıktan sonra dosyanın uzun süre işlemsiz bırakılmasıdır. Takip sırasında da süreler işlemeye devam eder; hareketsiz bırakılan dosya, kesme etkisinin sağladığı avantajı zamanla tüketebilir.

Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Alacağın türü, tarafların sıfatı ve sözleşme hükümleri süreyi ve izlenecek yolu değiştirebileceğinden, sınıra yaklaşan dosyalarda vakit kaybetmeden hukuki değerlendirme alınması gerekir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla